

Finlandiya Güvenlik ve İstihbarat Servisi (SUPO), 2026 yılına ilişkin Ulusal Güvenlik İncelemesi raporunu yayımladı. Rapor, Finlandiya’nın güvenliğini etkileyebilecek çok sayıda gelişmeye dikkat çekerken; toplumsal ayrışma, radikalleşme, organize suçun devlet kurumlarına sızma girişimleri, siber güvenlik riskleri ve uluslararası güvenlik ortamındaki değişimleri ele alıyor.
SUPO’ya göre özellikle büyük şehirlerde göçmen kökenli nüfusun ve sosyoekonomik sorunların belirli mahallelerde yoğunlaşması, radikalleşme ve sokak çetelerinin ortaya çıkma riskini artırabiliyor.
Raporda dezavantajlı bölgelerin genellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine, yüksek işsizlik ve suç oranına, yüksek oranda yabancı dil konuşan nüfusa ve devlet kurumlarına duyulan güvenin zayıf olmasına sahip olduğu belirtiliyor.
SUPO, düşük gelirli ve yabancı kökenli kişilerin çoğunlukla kiralık konutların yoğun olduğu mahallelerde yaşadığını kaydediyor. Buna karşılık bazı mahallelerden taşınma eğiliminin artması; bölgedeki okulların itibarı veya sosyal sorunların varlığı gibi nedenlerle açıklanabiliyor.
Raporda, sosyoekonomik dezavantajların bireylerde adaletsizlik duygusu yaratabildiği ve bunun da radikalleşme riskini artırabildiği ifade ediliyor. Ayrıca ruh sağlığı sorunlarının da radikalleşme sürecini hızlandırabileceği belirtiliyor.
SUPO’ya göre yerleşim bölgelerindeki ayrışma doğrudan sokak çetelerinin ortaya çıkmasına ya da şiddet içeren radikalleşmeye yol açmasa da dezavantajların belirli bölgelerde yoğunlaşması gençlerin suç ağları tarafından hedef alınmasını kolaylaştırabiliyor.
Raporda gençlerin hem şiddet yanlısı aşırılık yanlıları hem de sokak çeteleri tarafından örgütlere kazandırılmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Sokak çeteleri gençleri genellikle para kazanma, sosyal statü elde etme ya da heyecan arayışı gibi nedenlerle cezbediyor. Şiddet içeren radikal ideolojilere yönelen gençlerin ise çoğu zaman hayatlarına anlam aradıkları ve kendileriyle aynı görüşte olan bir gruba ait olmak istedikleri belirtiliyor.
SUPO’ya göre önemli olan nokta, göç hareketleri sonucunda bazı bölgelerde belirli nüfus gruplarının yoğunlaşması ve zamanla paralel veya “gölge toplumlar” olarak adlandırılabilecek yapılar oluşması. Bu tür yapılarda suç ağları ile terör örgütlerinin iç içe geçme riski bulunuyor.
Yle haber ajansının haberine göre SUPO Başkanı Juha Martelius, son yıllarda organize suç gruplarının devlet kurumlarına sızma girişimlerinin arttığını söyledi. Martelius, özellikle limanlar ve güvenlik kurumlarının suç örgütlerinin ilgisini çektiğini belirtti.
Martelius’a göre bazı kişiler polis teşkilatına katılmak için başvuru yaparken suç örgütleriyle bağlantılı olabiliyor. Örneğin polis eğitimi veren kurumlara yapılan başvurular arasında SUPO’nun yaptığı güvenlik soruşturmaları sayesinde organize suçla bağlantısı bulunan kişilerin tespit edildiği ifade edildi. Bu bağlantıların çoğunun özellikle motosiklet çeteleriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.
SUPO her yıl 100 binden fazla güvenlik soruşturması gerçekleştiriyor.
Raporda, Finlandiya’da son yıllarda hızla artan evde eğitim (home schooling) uygulaması da güvenlik açısından incelenen konular arasında yer alıyor.
SUPO, evde eğitim alan çocukların sayısının 2018’den bu yana neredeyse üç katına çıktığını belirtiyor. Mevzuatın resmi olmayan evde eğitim okullarının kurulmasına izin vermesi de güvenlik kurumları açısından dikkatle izlenen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Raporda evde eğitimi tercih eden ailelerin çoğunun çocukların sağlık veya refahıyla ilgili haklı nedenlere sahip olduğu vurgulanıyor. Ancak yetkililer, bu eğitim ortamlarının aşırı ideolojik etkiler için kullanılabileceği riskine dikkat çekiyor.
SUPO’ya göre bu tür yapıların uzun vadede toplumsal ayrışmayı derinleştirme ve radikal ideolojilerin yayılması gibi güvenlik riskleri oluşturma ihtimali bulunuyor. Ayrıca evde eğitim sisteminde verilen eğitimin devlet tarafından denetlenmesinin oldukça zor olduğu ifade ediliyor. Yetkililer ayrıca bu yapıların yabancı devletlerin etki faaliyetleri veya mülteci casusluğu için de kullanılabileceğini belirtiyor.
SUPO’ya göre Finlandiya’ya yönelik en yoğun casusluk faaliyetleri Rusya ve Çin tarafından yürütülüyor.
Rusya’nın özellikle Finlandiya’nın dış politikası, NATO üyeliğinin yarattığı değişimler, sınır politikası ve ülkenin kritik altyapısı ile askeri tesisleriyle ilgilendiği belirtiliyor. Ancak SUPO, Rusya’nın her alanda mutlak güç sahibi bir aktör olmadığını ve kaynaklarının önemli bölümünün Ukrayna’daki savaşa yöneldiğini vurguluyor.
Raporda, bazı Avrupa ülkelerinin aksine Finlandiya’da Rusya kaynaklı sabotaj saldırıları görülmediği de ifade ediliyor. Baltık Denizi’nde meydana gelen bazı kablo hasarı olaylarında da Rusya’nın doğrudan rol oynadığına dair kanıt bulunmadığı belirtiliyor.
Öte yandan Rusya’nın yaptırımları aşmak için kullandığı “gölge filo” olarak adlandırılan tanker filosunu korumak amacıyla savaş gemileriyle eskort sağladığı ve bazı gemilere güvenlik görevlileri yerleştirdiği ifade ediliyor.
Rapora göre Rusya’nın enerji ihracatını sürdürmek için kullandığı eski ve bakımsız petrol tankerleri Baltık Denizi’nde çevresel ve güvenlik risklerini artırıyor. Bu tankerlerin bazılarının yeterli sigorta güvencesine sahip olmadığı da belirtiliyor.
SUPO raporunda, Orta Doğu’daki uzun süreli istikrarsızlığın Avrupa ve Finlandiya üzerinde de dolaylı etkiler yarattığı vurgulanıyor. Bölgedeki çatışmaların enerji fiyatlarını yükselttiği ve kırılgan devlet yapılarının terör örgütleri için uygun ortam oluşturduğu belirtiliyor.
Finlandiya’daki terör tehdidi seviyesi beş basamaklı ölçekte 3 yani “yüksek” seviyesinde kalmaya devam ediyor.
Rapora göre en olası saldırı riski radikal İslamcı ideoloji veya aşırı sağ ideolojiyi benimseyen bireyler ve küçük gruplardan geliyor.
SUPO ayrıca aşırı sağ şiddetin artma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle gençler arasında aşırı sağ ideolojilerden etkilenerek ideolojik gerekçelerle ciddi şiddet eylemleri gerçekleştirme riskinin yükseldiği ifade ediliyor. Bu tür saldırıların çoğunlukla azınlık grupları veya siyasi karar vericiler gibi ideolojik rakip olarak görülen kişilere yöneldiği belirtiliyor.
Raporda ayrıca yeni bir gelişme olarak aşırı sol söylemlerde sertleşme görüldüğü de kaydediliyor.
SUPO raporunda yapay zekanın güvenlik açısından yaratabileceği yeni risklere de değiniliyor. Ticari yapay zeka uygulamalarının sosyal medyada kutuplaştırıcı içerik üretiminde kullanıldığına dair örnekler tespit edildiği belirtiliyor.
Yetkililere göre yapay zeka teknolojileri gelecekte ulusal güvenliği beklenmedik şekillerde etkileyebilecek yeni araçlar sunabilir.
Raporda ayrıca enerji ve teknoloji sektörleri için kritik öneme sahip lityum, kobalt ve nikel gibi stratejik mineraller üzerindeki küresel rekabetin giderek artacağı da öngörülüyor. İklim değişikliği ve teknolojik gelişmeler sayesinde Arktik bölgesi gibi daha önce erişilmesi zor olan alanlarda yeni jeopolitik gerilimler yaşanabileceği ifade ediliyor.
SUPO’ya göre Finlandiya’nın güvenliği, yalnızca askeri tehditlerle değil; toplumsal gelişmeler, teknolojik dönüşüm ve küresel güç rekabetinin yarattığı çok boyutlu risklerle de şekillenmeye devam edecek.
1
Dünya’nın en çok bisiklet kullanan ülkeleri sıralaması
11313 kez okundu
2
Türk Ehliyeti İle Finlandiya’da Araba Kullanabilir miyim?
9997 kez okundu
3
Fin vatandaşlığı şartları değişiyor, B1 dil puanı şartı kaldırılıyor
8911 kez okundu
4
Finlandiya’da çalışma saati 6’ya düşüyor
8723 kez okundu
5
Çalışma ve oturma izin almak kolaylaşıyor
6209 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.