

Finlandiya’nın kamu yayın kuruluşu Yle’nin son dönemde art arda yayımladığı boğulma vakalarıyla ilgili haberlerde, olaylara karışan çocukların sıklıkla “yabancı kökenli ailelerden” geldiğine dair örtük imalar içermesi, kamuoyunda ayrımcılık ve ötekileştirme eleştirilerine yol açtı.
Yle, yaz aylarının başlamasıyla birlikte artan boğulma vakalarını haberleştirmeye devam ederken, bazı içeriklerde olayın geçtiği bölgedeki aile profiline, çocukların dil seviyesine veya ebeveynlerin “yeterli gözetim sağlayıp sağlamadığına” dair detaylar vererek dikkatleri özellikle göçmen ailelerin üzerine çekiyor. Bu durum, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri tarafından “sorunun kültürel kökene indirgenmesi” olarak değerlendiriliyor.
Son olarak başkent çevresindeki bir gölette hayatını kaybeden 6 yaşındaki bir çocukla ilgili Yle haberinde, ailenin “Suomen kieltä vähän ymmärtävä” (Fince’yi az anlayan) olarak tanımlanması ve “ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmediği” yönündeki okuyucu yorumlarının öne çıkarılması, haber dilinde tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği yönünde eleştirildi.
Yle söz konusu haberlerde doğrudan etnik köken belirtmese de, olayların bağlamı ve kullanılan dilin, özellikle Afrika, Orta Doğu ya da Asya kökenli aileleri ima ettiği görüşü yaygınlık kazanmış durumda.
Göç ve Entegrasyon Uzmanı Dr. Anne Laitinen, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Boğulma gibi trajik kazalarda sorumluluğu yalnızca ailelerin kültürel geçmişine yüklemek tehlikeli bir eğilimdir. Asıl üzerinde durulması gereken, bu ailelerin çocukları için yeterli yüzme eğitimi, dil erişimi ve toplumsal destek sunulup sunulmadığıdır.”
Finlandiya Kızılhaçı’nın da aralarında bulunduğu bazı STK’lar, göçmen topluluklara yönelik yüzme eğitiminin yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle yeni gelen mülteci veya göçmen ailelerin çocuklarının su güvenliği konusunda sistemli olarak bilgilendirilmediği, yerel kurumlarla bağlantı kurmakta zorlandığı vurgulanıyor.
Medya izleme kuruluşu Mediawatch Finland, 2023 ve 2024 yaz aylarına ait boğulma haberlerini analiz ettiği raporunda, “yerli kökenli ailelere ait benzer kazaların genellikle ‘talihsiz kaza’ başlığıyla ele alındığını, ancak göçmen kökenli çocuklarla ilgili haberlerde sorunlu ebeveynlik ve dil bariyerleri vurgusunun öne çıkarıldığını” ortaya koydu.
Bu çift standart, yalnızca göçmenleri damgalamakla kalmıyor; aynı zamanda kamuoyunun acil önlem alınması gereken yapısal sorunları gözden kaçırmasına neden oluyor.
Yle gibi kamu yayıncılarının, toplumsal grupları hedef haline getirmeden, olayları bağlamında ve bütüncül biçimde aktarması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, boğulma gibi önlenebilir trajedilerde etnik ya da kültürel kimlikler yerine, eğitim ve erişim eşitsizliklerinin gündeme taşınması gerektiğini savunuyor.
Sadece kimin suya düştüğünü değil, neden tutunamadığını da sormak gerekiyor.
1
Dünya’nın en çok bisiklet kullanan ülkeleri sıralaması
11315 kez okundu
2
Türk Ehliyeti İle Finlandiya’da Araba Kullanabilir miyim?
9999 kez okundu
3
Fin vatandaşlığı şartları değişiyor, B1 dil puanı şartı kaldırılıyor
8911 kez okundu
4
Finlandiya’da çalışma saati 6’ya düşüyor
8724 kez okundu
5
Çalışma ve oturma izin almak kolaylaşıyor
6209 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.