DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN 6.874,790,87
BITCOIN 36674990,71%
İstanbul
19°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Dost, düşman tekrar dost Almanlar, Steinmeier’in Helsinki ziyareti ve düşündürdükleri…
  • HaberFin
  • Yorum
  • Dost, düşman tekrar dost Almanlar, Steinmeier’in Helsinki ziyareti ve düşündürdükleri…
164 okunma

Dost, düşman tekrar dost Almanlar, Steinmeier’in Helsinki ziyareti ve düşündürdükleri…

ABONE OL
8 Mayıs 2026 10:12
Dost, düşman tekrar dost Almanlar, Steinmeier’in Helsinki ziyareti ve düşündürdükleri…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Frank-Walter Steinmeier’in Helsinki ziyaretini takip ederken aklıma yıllar önce ilk kez gezdiğim Turku geldi. Çünkü Almanya ile Finlandiya arasındaki ilişkiler aslında bugünün meselesi değil. Bu ilişki; savaşlardan, NATO’dan ve Avrupa Birliği’nden çok daha eskiye dayanıyor.

Ben bunu ilk kez Turku’nun eski sokaklarını gezerken fark etmiştim. O eski ahşap evlerin, dar taş yolların ve liman kültürünün içinde dolaşırken, Almanların Finlandiya üzerindeki tarihsel etkisini daha iyi anlamıştım.

Özellikle 1700’lü yıllarda Alman tüccarlar, Hamburg ve çevresindeki limanlardan yükledikleri ticaret gemileriyle Turku’ya geliyor; yanlarında getirdikleri tütün, tuz, kumaş ve çeşitli metal ürünlerini burada satıyordu. O dönem Turku, Finlandiya’nın en önemli ticaret ve kültür merkeziydi. Alman etkisi şehirde çok güçlü hissediliyordu.

Bu etkinin kökeni aslında daha da eskiye, Orta Çağ’a kadar uzanıyor. Kuzey Avrupa’daki güçlü Alman ticaret ağı olan Hansa Birliği, Turku üzerinde büyük iz bıraktı. Lübeck, Hamburg ve Bremen gibi Alman şehirlerinden gelen tüccarlar Turku limanında ticaret yapıyor, şehir ekonomisini şekillendiriyordu.
Yalnızca ticaret değil…

Finlandiya’daki ilk matbaa faaliyetlerinde ve basın kültürünün gelişiminde de Alman etkisi hissedildi. Finlandiya’nın ilk gazetesi kabul edilen Tidningar Utgifne af et Sällskap i Åbo, 1771 yılında Turku’da yayımlandı. O dönemde matbaa teknolojisi ve yayıncılık kültürü büyük ölçüde Alman ve İsveç üniversite çevrelerinden etkilenmişti.

Yani Almanya’nın Finlandiya üzerindeki etkisi sadece savaşlarla sınırlı değil; ticaret, eğitim, basın ve şehir kültürü alanlarında da yüzlerce yıllık bir geçmişe dayanıyor. Özellikle Turku’daki eski Luostarinmäki bölgesini gezerken hissedilen o eski Kuzey Avrupa atmosferinde Alman-Hansa kültürünün izlerini hâlâ görmek mümkün.

Çok uzatmak istemem ancak yakın tarihten de bahsetmeden geçmek olmaz.
1918 yılında Finlandiya iç savaşının ardından ülkede monarşi kurulması ciddi şekilde gündeme geldi. O dönemde Almanya’nın Avrupa üzerindeki etkisi oldukça büyüktü ve Finlandiya’nın geleceğinin Alman desteğiyle şekillenebileceği düşünülüyordu. Hatta Alman prensi Friedrich Karl, Finlandiya kralı olarak seçildi. Ancak Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle bu plan çöktü ve Finlandiya cumhuriyet yolunu seçti.

Bu olay, Almanya’nın Finlandiya üzerindeki ilk büyük siyasi etkilerinden biri olarak kabul edilir.
1941–1944 yılları arasındaki Devam Savaşı döneminde ise Finlandiya ile Almanya arasındaki ilişki yeniden çok yakın hale geldi. Finlandiya, Sovyetler Birliği’ne karşı Nazi Almanyası ile aynı cephede yer aldı. Almanya, Finlandiya’ya silah, mühimmat ve gıda desteği sağladı. Özellikle Kuzey Finlandiya’da yüz binlerce Alman askeri konuşlandırıldı.

O yıllarda Finlandiya için Almanya, Sovyet baskısına karşı hayati bir askeri destek anlamına geliyordu.
Ancak savaşın sonlarına doğru dengeler tamamen değişti. 1944 yılında Sovyetler Birliği ile yapılan Moskova Ateşkes Anlaşması gereği Finlandiya’nın Alman askerlerini ülkesinden çıkarması gerekiyordu. Böylece dünün müttefikleri kısa süre içinde düşman haline geldi.

1944–1945 yıllarında yaşanan Laplandiya Savaşı’nda Finlandiya ordusu bu kez Alman birliklerine karşı savaşmak zorunda kaldı. Geri çekilen Alman ordusu ise Kuzey Finlandiya’da büyük bir yıkım bıraktı. Şehirler, köprüler ve altyapılar yakıldı. Özellikle Rovaniemi neredeyse tamamen harap edildi.
Bugün ise ilişkiler tamamen farklı bir noktada.

Almanya artık Finlandiya’nın Avrupa’daki en önemli ekonomik ve siyasi partnerlerinden biri haline gelmiş durumda. Finlandiya’da bugün yüzlerce Alman şirketi faaliyet gösteriyor. Teknolojiden savunma sanayine, enerjiden lojistiğe kadar Alman sermayesinin etkisi hissediliyor.

Yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılıydı… Alman Şansölyesi Gerhard Schröder görev süresinin son dönemlerinde Finlandiya’yı ziyaret etmişti. O dönem onuruna verilen öğle yemeğine beni de davet etmişlerdi. Salonda Finlandiya’daki büyük Alman şirketlerinin yöneticileri ve patronları vardı. Salon adeta iş insanlarıyla dolup taşıyordu. O yıllarda Finlandiya’da yaklaşık 800 Alman firmasının faaliyet gösterdiği konuşuluyordu.

Bugün bu sayı ve etki alanı daha da büyümüş durumda. Çünkü Finlandiya artık bir NATO ülkesi.
Steinmeier’in Helsinki ziyareti aslında yalnızca diplomatik bir nezaket görüşmesi değil. Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinde Almanya ile Finlandiya arasında giderek derinleşen stratejik ortaklığın işareti.
Çünkü olası bir Rusya–Avrupa krizinde kuzey hattının en kritik ülkelerinden biri Finlandiya. Ve Finlandiya bunu çok net biliyor.

Entellektüel bir cumhurbaşkanı, Stubb

Finlandiya Cumhurbaşkanı Aleksandır Stubb gerçekten dış politikada çok aktif bir profil çiziyor. Dur durak bilmiyor. Tarifeli uçaklarla dünyayı dolaşıyor, temaslarını sürdürüyor. Açıkçası dün beni en çok şaşırtan detaylardan biri de akıcı Almancası oldu. Evet, özgeçmişinde yazıyordu ama canlı görmek farklıydı. Basın toplantısında Alman meslektaşlarıyla neredeyse kusursuz Almanca konuştu. Toplantı ağırlıklı olarak Almanca ve İngilizce geçti. Stubb toplamda beş dili neredeyse ana dili gibi konuşuyor: Fince, İsveççe, Almanca, Fransızca ve İngilizce.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise İskandinav tarzı o meşhur sadelikti… Karşılama töreni son derece mütevazıydı. Gösterişten uzak, doğal ve sade… Elbette güvenlik konusu ön plandaydı. Alman Genelkurmay Başkanı, dışişleri yetkilileri ve stratejik bürokratlar da heyetteydi.

Basın toplantısında en çok Rusya konusu soruldu. Cumhurbaşkanı Stubb, Rusya ile diplomatik temasların tamamen kopmadığını, savaşın sona ermesi için iletişim kanallarının korunmaya çalışıldığını söyledi.
Ama söz konusu Rusya olunca Finler meseleye hala eski bir kuzey atasözü gibi bakıyor:
“Ayı ile aynı yatağa girilmez.”

Bu yüzden Finlandiya bugün NATO şemsiyesi altında savunmasını daha da güçlendiriyor. Stubb, olası bir saldırı durumunda NATO ülkelerinin desteğinin yanında yaklaşık 300 bin kişilik hazır rezerv gücünü hızla devreye sokabileceklerini söyledi.

Tarih boyunca olduğu gibi bugün de Almanya ile Finlandiya arasındaki ilişkiler devam ediyor. Ancak bu kez ilişkinin merkezinde savaş değil; güvenlik, teknoloji, ekonomi ve stratejik ortaklık bulunuyor.
Hitler dönemini ise elbette ayrı değerlendirmek gerekir.

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü

Fotoğraf: HaberFin

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.