
Amerika, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilim ve savaş , sadece Orta Doğu’yu değil, Kuzey’de bizim gibi küçük ülkeleri de derinden etkilemeye başladı.
Zaten kırılgan olan ekonomik yapı, bu küresel krizle birlikte daha da zorlanıyor. Enflasyonu tetikleyen unsurların artması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve buna bağlı olarak hayat pahalılığının derinleşmesi, Finlandiya ekonomisinde yeni ve beklenmedik sorunların kapısını aralıyor.
Enerji fiyatlarının artması demek, aslında her şeyin artması demek. Özellikle Finlandiya gibi uzun mesafelerin olduğu bir ülkede, mazot ve benzin fiyatlarındaki yükseliş; işe gidip gelen ailelerden çiftçilere, tarımdan üretime kadar hayatın her alanını doğrudan etkiliyor. Bu da zincirleme bir şekilde tüm fiyatların yükselmesine neden oluyor.
Bugün Finlandiya’nın karşı karşıya olduğu tablo da bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki yıl için öngörülen bütçe açığı yaklaşık 13 milyar euro seviyesinde. Tam da bu açığı kapatmak için halkın ve çalışan kesimin omuzlarına yeni yükler bindirilmesi konuşulurken, küresel kriz hesapları altüst etmiş durumda.
Bu noktada Finlandiya siyasetinin içine düştüğü tartışma da dikkat çekici. Bir yanda, yüksek yakıt fiyatlarının sebebini ağır vergilerde gören ve çözümü vergi indirimlerinde arayanlar var. Diğer yanda, devletin doğrudan müdahale ederek hem vatandaşları hem de üreticiyi koruması gerektiğini savunanlar.
Bir başka cephede ise, sorunun kaynağını tamamen fosil yakıtlara bağımlılıkta gören ve çözümü yeşil dönüşümde arayan bir yaklaşım öne çıkıyor.
Ancak bütün bu tartışmaların ortasında gözden kaçırılan önemli bir gerçek var: Sorun sadece benzin fiyatı değil, yönetim anlayışıdır.
Mevcut hükümet, yaklaşık üç yıllık iktidarı boyunca ekonomiyi istikrara kavuşturmakta başarılı olamadı.
İş ve istihdam üretmek yerine, çoğu zaman sorumluluğu başka alanlara yönlendiren bir siyaset izlendi. Göçmenler, iltica edenler ve dış unsurlar, ekonomik sorunların gerekçesi olarak sık sık gündeme getirildi.
Oysa gerçek çözüm, suçlu aramakta değil; üretimde, istihdamda ve doğru ekonomik politikalarda yatıyor. Bugün gelinen noktada hükümet, krizin etkilerini azaltmak için başka ülkelerin aldığı önlemleri tartışıyor. İsveç gibi ülkelerde yakıt ve enerji fiyatlarına yönelik destek paketleri gündeme gelirken, Finlandiya’da ise bu konuda net ve kararlı bir yol haritası henüz ortaya konabilmiş değil.
Tartışmalar büyük, görüş ayrılıkları derin. Ama vatandaş için gerçek değişmiyor: Hayat pahalılaşıyor, yük ağırlaşıyor. Sonuç olarak Finlandiya’da benzin fiyatı artık sadece bir ekonomik gösterge değil.
Bu fiyat, küresel krizlerin yerel etkisini, siyasetin performansını ve toplumun geleceğe dair belirsizliklerini yansıtan bir aynaya dönüşmüş durumda.
Ve belki de asıl soru şu:
Bu kriz, Finlandiya’yı daha güçlü bir ekonomik modele mi götürecek, yoksa mevcut kırılganlıkları daha da derinleştirecek mi?
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17557 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10005 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9020 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5159 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4739 kez okundu