

NATO üyeliği, Rusya ile kopan ilişkiler, enerji fiyatları ve ekonomik belirsizlik… Finlandiya tarihinin en önemli dönüşüm dönemlerinden birini yaşıyor.
Son birkaç yılda Finlandiya, belki de II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en köklü değişim sürecinden geçiyor. Bir tarafta NATO üyeliği… Diğer tarafta Rusya ile onlarca yıllık komşuluk ilişkilerinin tamamen değişmesi…Artan savunma harcamaları…Ekonomik durgunluk…Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar…
Ve bütün bunların ortasında geleceğini yeniden şekillendirmeye çalışan bir Finlandiya…
OECD’nin yayımladığı son Ekonomik Görünüm Raporu, ülkenin önündeki fırsatları ve riskleri ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.
Ekonomi toparlanıyor, ancak kırılgan
OECD’ye göre Finlandiya ekonomisi 2025 yılında neredeyse durgun bir seyir izledi.
2026 yılında ekonomik büyümenin yüzde 0,8, 2027 yılında ise yüzde 1,2 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Bu rakamlar ekonominin yeniden hareketlenmeye başladığını gösterse de, toparlanmanın yavaş ve kırılgan olacağına işaret ediyor.
Enflasyonun 2026 yılında yaklaşık yüzde 2,6 seviyesine yükselmesi beklenirken, işsizlik oranının ise yüzde 10’un üzerinde kalacağı öngörülüyor.
Bu tablo, özellikle hane halkının satın alma gücünün kısa vadede eski seviyelerine dönmesinin kolay olmayacağını gösteriyor.
Rusya ile ilişkiler artık eski noktada değil
Finlandiya ekonomisini etkileyen en önemli gelişmelerden biri, Rusya ile ilişkilerde yaşanan köklü değişim oldu.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Finlandiya, güvenlik gerekçesiyle doğu sınırındaki kara sınır kapılarını yolcu trafiğine kapattı. Aynı dönemde Rusya ile Baltık ülkeleri arasındaki ilişkiler de giderek gerildi ve bölgedeki güvenlik endişeleri arttı.
Bu gelişmeler yalnızca diplomatik ilişkileri değil, ekonomik hayatı da doğrudan etkiledi.
Yıllardır süren Finlandiya-Rusya ticareti büyük ölçüde sona erdi.
Rus hava sahasının kapalı olması nedeniyle Asya’dan Finlandiya’ya gelen turist sayısı da önemli ölçüde azaldı.
Bir zamanlar doğuya açılan önemli bir ticaret ve ulaşım kapısı olan Finlandiya, bugün güvenlik öncelikleri doğrultusunda yeni bir jeopolitik konum inşa ediyor.
Enerji fiyatları ekonomiyi baskılıyor
OECD raporuna göre Finlandiya ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu en büyük risklerden biri enerji fiyatları. Orta Doğu’daki çatışmalar küresel enerji piyasalarını doğrudan etkilerken, hane halkının enerji giderlerini artırıyor, sanayi üretim maliyetlerini yükseltiyor, yatırımları yavaşlatıyor, tüketici güvenini zayıflatıyor.
Ancak Finlandiya’nın önemli bir avantajı bulunuyor.
Ülkede üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 95’i fosil yakıt dışındaki enerji kaynaklarından elde ediliyor. Bu da Finlandiya’yı Avrupa’nın enerji krizlerine karşı en dirençli ülkelerinden biri haline getiriyor.
Savunma artık ekonominin de lokomotifi
Bugün Finlandiya’da savunma harcamaları yalnızca güvenlik politikalarının bir parçası değil.
Aynı zamanda ekonomik büyümenin de önemli itici güçlerinden biri olarak görülüyor.
OECD’ye göre önümüzdeki yıllarda yatırımlar özellikle şu alanlarda yoğunlaşacak . Savunma sanayii, Yeşil enerji, Elektrifikasyon, Altyapı projeleri, Dijitalleşme, Yapay zeka teknolojileri.
Hükümetin hedefi, savunma harcamalarını bu on yılın sonunda milli gelirin en az yüzde 3’üne çıkarmak.
Finlandiya’nın güçlü yönleri
Bütün zorluklara rağmen Finlandiya’nın elinde önemli avantajlar bulunuyor.
OECD raporuna göre bunların başında, Rekabetçi elektrik fiyatları, Temiz enerji üretimi, Yeşil teknoloji yatırımları, Güçlenen savunma sanayii, Araştırma-geliştirme kapasitesi, Dijital dönüşüm geliyor.
Bu alanlara yapılacak yatırımların Finlandiya’nın uluslararası rekabet gücünü artırması bekleniyor.
Asıl sınav şimdi başlıyor
Ancak Finlandiya’nın çözmesi gereken ciddi sorunlar da var. Kamu borcu artıyor. Faiz yükü yükseliyor. Nüfus yaşlanıyor. Çalışan nüfus azalıyor.
OECD, bu nedenle hükümete mali disiplinden vazgeçmeden savunma, enerji ve altyapı yatırımlarını sürdürmesini tavsiye ediyor.
Ayrıca yükseköğretime yatırım yapılması, nitelikli yabancı iş gücünün ülkeye çekilmesi ve özel sektörün dijital dönüşümünün hızlandırılması gerektiği belirtiliyor.
Rapora göre , Finlandiya bugün yalnızca ekonomik bir dönüşüm yaşamıyor. Aynı zamanda güvenlik, enerji ve dış politika açısından da tarihi bir kırılma döneminden geçiyor. Rusya ile onlarca yıl süren komşuluk ilişkileri artık eski biçimiyle devam etmiyor.
Avrupa’nın güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken Finlandiya da kendisini bu yeni dünyanın şartlarına göre yeniden konumlandırıyor. Ekonomik toparlanma kuşkusuz önemli. Ancak önümüzdeki yıllarda Finlandiya’nın başarısını belirleyecek asıl unsur, ekonomik büyümeyi sürdürebilirken güvenliği sağlaması ve sosyal refah modelini koruyabilmesi olacak.
Bu dengeyi kurabilen bir Finlandiya, yalnızca Kuzey Avrupa’nın değil, yeni Avrupa’nın da en güçlü aktörlerinden biri olmaya aday görünüyor.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
Avrupa Gazeteciler Ağı (EJN) Finlandiya Başkan Yardımcısı
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
18537 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10123 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9114 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5248 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4796 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.