DOLAR 46,6923 0.05%
EURO 53,3416 0.21%
ALTIN 6.051,190,05
BITCOIN 28225523,41%
İstanbul
30°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kuzeyde sessiz hazırlık: Rusya Ukrayna ile uğraşırken NATO sınırlarını da boş bırakmıyor
  • HaberFin
  • Yorum
  • Kuzeyde sessiz hazırlık: Rusya Ukrayna ile uğraşırken NATO sınırlarını da boş bırakmıyor
527 okunma

Kuzeyde sessiz hazırlık: Rusya Ukrayna ile uğraşırken NATO sınırlarını da boş bırakmıyor

ABONE OL
16 Haziran 2026 13:03
Kuzeyde sessiz hazırlık: Rusya Ukrayna ile uğraşırken NATO sınırlarını da boş bırakmıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rusya, tarih boyunca güvenlik anlayışını yalnızca kendi sınırlarının korunması üzerine değil, çevresindeki coğrafyalarda nüfuz sahibi olmak üzerine de inşa etmiş bir devlet olarak öne çıkmıştır. Bugün Ukrayna’da ağır bir savaşın içinde olmasına rağmen Moskova’nın dış politika hedeflerinden vazgeçmediği görülüyor.

Ukrayna savaşı Rusya’nın ekonomik kaynaklarını zorladı, askeri kapasitesini önemli ölçüde yıprattı ve uluslararası arenadaki hareket alanını daralttı. Buna rağmen Kremlin yönetimi yalnızca kendi topraklarını korumaya odaklanmıyor; aynı zamanda sınırlarının ötesinde kendisine tehdit oluşturabilecek veya nüfuzunu azaltabilecek gelişmeleri de yakından takip ediyor. Ukrayna cephesinde NATO destekli Ukrayna ile savaşırken, diğer taraftan İran gibi ortaklarıyla ilişkilerini sürdürmeye çalışması da bunun göstergesi.

Savaşın Rusya’ya maliyeti oldukça yüksek oldu. Yüz binlerce askerin hayatını kaybettiği veya yaralandığı belirtilirken, ülke ekonomisi de yaptırımların baskısı altında bulunuyor. Buna rağmen Rusya, savaş öncesinde olduğu gibi uluslararası güç dengelerinde söz sahibi olma iddiasını sürdürmeye devam ediyor. Askeri kaynakları, finansal kapasitesi ve insan gücü Moskova’nın bu iddiasını bir süre daha taşıyabilecek seviyede görünüyor.

Ancak Rusya’nın son yıllarda en çok kaybettiği alanlardan biri etki sahası oldu.

Baltık ülkeleri artık NATO ve Avrupa Birliği’nin ayrılmaz parçaları haline gelmiş durumda. Estonya, Letonya ve Litvanya’da Rusya’ya yönelik güvensizlik ve tarihsel hafızanın etkisi oldukça güçlü. Bu ülkelerde yaşayan Rusça konuşan topluluklar dahi zaman zaman kendilerini siyasi gerilimlerin merkezinde bulabiliyor.

Güney Kafkasya’da da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Gürcistan üzerindeki Rus etkisi geçmişe kıyasla zayıflamış durumda. Ermenistan ise uzun yıllar Moskova’nın en yakın bölgesel ortaklarından biri olmasına rağmen, Karabağ’ın Azerbaycan tarafından geri alınması sürecinde Rusya’nın beklenen desteği vermemesi nedeniyle önemli bir hayal kırıklığı yaşadı. Son yıllardaki siyasi gelişmeler ve seçim sonuçları da Ermenistan’ın dış politika ekseninde yeni arayışlara yöneldiğini gösteriyor.

Azerbaycan ise Rusya ile ilişkilerini dikkatli bir denge içerisinde sürdürmeye çalışsa da Türkiye ve İsrail ile geliştirdiği stratejik ortaklıklar, Moskova’nın Güney Kafkasya’daki eski ağırlığının azaldığına işaret ediyor.

Benzer bir tablo Moldova’da da görülüyor. Rusya’nın ülkedeki etkisi tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak Kişinev yönetimi giderek daha fazla Avrupa Birliği ve Romanya ile entegrasyona yöneliyor. Transdinyester sorunu Moskova’nın elindeki önemli kozlardan biri olmaya devam etse de Moldova’nın genel yönelimi Batı ekseninde şekilleniyor.

Kuzey Avrupa’ya baktığımızda ise Rusya’nın karşısında kendisini çok iyi tanıyan ülkeler bulunuyor.

Rusya ile 1.340 kilometrelik kara sınırını paylaşan Finlandiya ve uzun yıllar tarafsızlık politikası izleyen İsveç, Ukrayna savaşının ardından tarihi bir karar vererek NATO’ya katıldı. Böylece iki ülke de güvenlik tercihlerini açık biçimde ortaya koymuş oldu.

Moskova’nın bu gelişmeye tepkisi sert oldu. Finlandiya, İsveç ve Norveç “dost olmayan ülkeler” listesine alındı. Ancak Ukrayna savaşının getirdiği yük nedeniyle Rusya uzun süre kuzey sınırlarında büyük ölçekli bir askeri hareketlilik gerçekleştiremedi. Buna rağmen Sovyetler Birliği döneminden kalan altyapı ve askeri tesisler bölgede her zaman önemli bir avantaj sağlamaya devam etti.

Son dönemde ise Rusya’nın dikkatini yeniden NATO sınırlarına çevirdiği görülüyor. Özellikle Baltık bölgesi ve Suvalki Koridoru askeri stratejistler tarafından yakından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor.

Polonya ile Litvanya arasında bulunan ve Belarus ile Kaliningrad arasındaki bağlantıyı sağlayabilecek yaklaşık 65 kilometrelik Suvalki Koridoru, Avrupa’nın en hassas jeopolitik noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Olası bir kriz durumunda bu bölgenin kontrolü, Baltık ülkeleri ile NATO arasındaki kara bağlantısının geleceği açısından kritik önem taşıyor.

Rusya’nın Kaliningrad ile doğrudan kara bağlantısı kurabilmesi yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda Avrupa güvenlik mimarisi açısından da büyük sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olurdu. Bu nedenle Suvalki Koridoru, günümüzde NATO ve Rusya arasındaki stratejik hesapların merkezindeki bölgelerden biri olarak görülüyor.

Öte yandan NATO da bölgedeki askeri varlığını artırıyor. Litvanya, Letonya ve Estonya’da çok uluslu NATO birlikleri konuşlandırılmış durumda. Baltık Denizi’nde ve Baltık hava sahasında yoğun askeri faaliyetler yürütülüyor.

Bu satırları Baltık Denizi’nin ortasında bir gemide yazıyorum. Geminin penceresinden denizi seyrederken bölgede yaşanan askeri hareketliliği ve artan güvenlik kaygılarını düşünmeden edemiyorum.

Rusya askeri varlığını güçlendirmeye çalışırken Finlandiya, İsveç ve Norveç de savunma iş birliklerini derinleştiriyor. Finlandiya başta ABD olmak üzere birçok NATO ülkesiyle ikili savunma anlaşmaları imzaladı. Kara, hava ve deniz kuvvetleri düzenli olarak ortak tatbikatlar gerçekleştiriyor. Fransa’nın dağ komandolarıyla yapılan eğitim faaliyetleri de bu iş birliğinin son örneklerinden biri.

İsveç, Norveç ve Finlandiya savunma kuvvetleri arasındaki koordinasyon ise her geçen gün daha ileri seviyeye taşınıyor. Ortak harekat kabiliyetleri geliştiriliyor, askeri sistemler birbirleriyle uyumlu hale getiriliyor ve bölgesel savunma planları ortak bir çerçevede şekillendiriliyor.

Bütün bunlar, Kuzey Avrupa ve Baltık bölgesinde askeri hareketliliğin giderek arttığını gösteriyor. Bölge halkları da bunun farkında. Sanki herkes yaklaşabilecek bir fırtınanın işaretlerini takip ediyor.

Bugün için Ukrayna savaşı bölgesel bir çatışma olarak devam ediyor. Ancak savaşın NATO ülkelerini de içine alacak şekilde genişlemesi halinde mevcut tüm stratejik hesapların yeniden yapılması gerekecektir. Çünkü NATO ile yaşanabilecek doğrudan bir çatışmanın, Ukrayna’daki savaşa benzemeyeceği açık bir gerçek olarak ortada duruyor.

Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.