

Dünyada din turizmi denildiğinde akla ilk olarak Mekke, Medine, Kudüs, Vatikan gibi kutsal şehirler gelir. Ancak din turizmi yalnızca kutsal mekanları ziyaret etmekten ibaret değildir. Bazen farklı coğrafyalarda ibadet etmenin verdiği eşsiz deneyim de başlı başına bir seyahat nedeni olabilir.
Bu açıdan bakıldığında Finlandiya, özellikle Müslümanlar için dünyanın en ilginç dini deneyimlerinden birini sunuyor.
Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin büyük bölümü, gece ve gündüz sürelerinin yıl boyunca birbirine yakın olduğu enlemlerde bulunuyor. İnsanlar sabah güneşin doğuşuna yakın sahura kalkıyor, akşam güneş battığında iftar yapıyor. Bu düzen yüzyıllardır büyük ölçüde değişmeden devam ediyor.
Ancak Finlandiya, İsveç ve Norveç gibi kuzey ülkelerinde durum tamamen farklı.
Kuzeye doğru çıkıldıkça yaz aylarında geceler kısalıyor, kış aylarında ise gündüzler giderek azalıyor. Kuzey Kutup Dairesi’nin üzerinde ise yılın belli dönemlerinde güneş hiç batmıyor, belli dönemlerinde ise hiç doğmuyor.
Astronomi açısından bakıldığında bu durum oldukça sıra dışı. Fakat aynı zamanda İslam hukukunda da önemli soruları beraberinde getiriyor:
“Güneş hiç batmıyorsa iftar ne zaman yapılacak?”
“Güneş doğmuyorsa imsak nasıl belirlenecek?”
Finlandiya’nın Kuzey Kutup Dairesi üzerinde bulunan Rovaniemi şehri bunun en ilginç örneklerinden biri. 21 Aralık, Kuzey Yarımküre’de yılın en uzun gecesinin yaşandığı gündür.
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hesaplamalarına göre bu tarihte:
Yani toplam oruç süresi yalnızca 6 saat 19 dakika. Türkiye’de ortalama 13-15 saat tutulan oruç düşünüldüğünde bu oldukça farklı bir deneyim.
Aynı şehirde bu kez 21 Haziran’a bakalım. Bu tarih ise yılın en uzun gündüzüdür. Diyanet’in hesaplamalarına göre:
Yani yaklaşık 22 saat 42 dakika süren oldukça uzun bir oruç söz konusu. Bu süre, dünyanın birçok yerindeki Müslüman için alışılmışın çok dışında bir tecrübe anlamına geliyor.
İşin en dikkat çekici tarafı ise Kuzey Kutup Dairesi’nin daha da kuzeyinde yaşanıyor. Bazı dönemlerde güneş haftalarca batmıyor. Bazı dönemlerde ise haftalarca doğmuyor. Astronomik açıdan bakıldığında artık klasik anlamda gece ve gündüz kavramı ortadan kalkıyor. Doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor:
Namaz ve oruç yükümlülüğü de ortadan mı kalkıyor?
İslam alimlerinin ve çeşitli fetva kurullarının yaklaşımı bu noktada oldukça net.
Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere birçok İslami kurum, güneşin olağan döngüsünün yaşanmadığı bölgelerde ibadet vakitlerinin özel hesaplama yöntemleriyle belirlenmesi gerektiğini kabul ediyor. Başka bir ifadeyle, astronomik olarak gece veya gündüz kaybolsa bile namaz ve oruç yükümlülüğü devam ediyor; vakitler bölgenin coğrafi şartları dikkate alınarak belirleniyor ve ibadetler buna göre yerine getiriliyor.
Belki kulağa sıra dışı gelebilir, ancak dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan farklı dini deneyimler yaşayabilmek için seyahat ediyor. Kimileri Kudüs’te Paskalya ayinlerine katılıyor. Kimileri Vatikan’da Papa’yı görmek istiyor. Kimileri de Mekke ve Medine’de hac veya umre ibadetini yerine getiriyor.
Peki neden bir Müslüman, hayatında en az bir kez Kuzey Kutbu’na yakın bir bölgede oruç tutma veya gece yarısı güneşinin altında ezan vaktini yaşama deneyimini yaşamak istemesin?
Finlandiya bu yönüyle klasik din turizmi destinasyonlarından farklı bir konuma sahip olabilir. Buraya gelen ziyaretçiler yalnızca doğal güzellikleri, kuzey ışıklarını ve binlerce gölü görmekle kalmaz; aynı zamanda dünyanın başka hiçbir yerinde kolay kolay yaşanamayacak ibadet tecrübelerini de deneyimleyebilirler.
Finlandiya bugüne kadar daha çok eğitim sistemi, doğası, kuzey ışıkları ve dünyanın en mutlu ülkelerinden biri olmasıyla tanındı.
Oysa bu ülke, Müslümanlar açısından da son derece ilginç bir yön barındırıyor.
Altı saat süren kış orucu, yirmi iki saate yaklaşan yaz orucu, güneşin batmadığı geceler ve doğmadığı günler… Bunların tamamı İslam’ın farklı coğrafyalarda nasıl yaşandığını gösteren dikkat çekici örnekler.
Belki de gelecekte Finlandiya, yalnızca doğa ve kış turizmiyle değil, İslam coğrafyasından gelecek ziyaretçiler için “benzersiz bir dini deneyim rotası” olarak da anılabilir. Bu elbette hac veya umre gibi dini bir ziyaretin alternatifi değildir; ancak ibadetin farklı coğrafi koşullarda nasıl yerine getirildiğini yerinde görmek ve yaşamak isteyenler için özgün bir deneyim sunabilir.
Bazen bir yolculuk, sadece yeni bir ülke görmek değil; aynı zamanda inancı, doğayı ve insanın yaşadığı coğrafyanın ibadet üzerindeki etkisini yeniden düşünme fırsatı da sunar. Finlandiya da bu açıdan dünyanın en sıra dışı ülkelerinden biridir.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
19068 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10170 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9143 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5295 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4825 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.