DOLAR 48,3902-0,00%
EURO 56,1546-0,30%
ALTIN 6.784,880,72
BITCOIN 3694083-1,28%
İstanbul
25°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Finlandiya’nın ekonomi ile sınavı, SDP Finlandiya’yı kurtabilecek mi?
  • HaberFin
  • Yorum
  • Finlandiya’nın ekonomi ile sınavı, SDP Finlandiya’yı kurtabilecek mi?
802 okunma

Finlandiya’nın ekonomi ile sınavı, SDP Finlandiya’yı kurtabilecek mi?

ABONE OL
9 Ağustos 2026 08:50
Finlandiya’nın ekonomi ile sınavı, SDP Finlandiya’yı kurtabilecek mi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Finlandiya’ya yerleştiğim yıllar, bu ülkenin yakın tarihinin en çalkantılı dönemine denk geldi ve bunu hem gözlemci hem de doğrudan yaşayan biri olarak anlatabilirim.

1980’lerin sonunda Finlandiya, refah devletinin adeta zirvesindeydi. Hükümet kim olursa olsun — sosyaldemokrat, milliyetçi tonlu, liberal ya da orta sınıf ağırlıklı bir koalisyon — devlet halkına neredeyse para dağıtır gibi cömert sosyal hizmetler sunuyordu. O yıllarda ülkeye gelen yabancılar bile bu refah devletinin tüm imkanlarından fazlasıyla yararlanabiliyordu. Finlandiya, dünyanın en cazip ülkeleri listesinin en üst sıralarına bu sayede tırmanmıştı.

Sonra balon patladı. 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin ani çöküşü, Finlandiya’nın şişen bu refah balonunu içeriden patlattı. Ve tam da o yıllar, benim Finlandiya’ya yerleştiğim yıllardı benim için maddi ve manevi açıdan son derece zorlu bir dönemdi.

Bunun nedeni basitti: Finlandiya üretiminin yüzde 75’inden fazlasını Sovyetler Birliği’ne satıyordu. Hangi hükümet iktidarda olursa olsun, devlet kasaları bu ihracattan sürekli doluyordu. Sovyetler’in dağılmasıyla bu ticaret neredeyse bir gecede durdu. İlginç bir ayrıntı: İkinci Dünya Savaşı’nda Finlandiya’nın Sovyetler’e ödemek zorunda kaldığı savaş tazminatı da bu çöküşle birlikte kendiliğinden sona ermişti ama bu, ticaretin durmasının yarattığı yıkımın yanında ikincil bir detaydı. Bütçe boşaldı, halk işsiz kaldı, koca koca firmalar art arda iflas etti. O günlerin havası, bugünkü tabloyla şaşırtıcı derecede benziyor.

1995’te Finlandiya AB üyesi oldu, o zorlu dönemden ders çıkararak toparlandı. Bu ders o kadar iyi öğrenildi ki, 2008’de Lehman Brothers’ın çöküşüyle dünyayı saran krizde Finlandiya neredeyse hiç sarsılmadan, yalnızca hafifçe yalpalayarak yoluna devam etti.

Ama tarih tekerrür ediyor. Son yıllarda Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından AB ve ABD ile birlikte uygulamak zorunda kaldığı yaptırımlar yüzünden komşusuyla ilişkilerini bütünüyle dondurmak zorunda kaldı. Bugün Finlandiya, AB içinde en yüksek işsizlik ve borç oranlarına sahip ülkeler arasında yer alıyor. Halk yine eski günlerini arıyor tam da “gelen gideni aratır” dedikleri gibi.

Oy hareketleri ve çelişkili tablo

Son hükümet dönemlerinde işveren kesiminin ağırlıkta olduğu varsayımıyla Kokoomus’a (liberallere) yönelen halk, geçmiş SDP hükümetlerinde alıştığı türden devlet yardımlarını göremeyince yeniden SDP’ye sarılmaya başladı. Ama işin ilginç yanı şu: Kokoomus’un kaybettiği oylar SDP’ye değil, koalisyon ortağı Perussuomalaiset’e, yani Riikka Purra’nın milliyetçi partisine akıyor. Bunun nedeni açık: Maliye Bakanı sıfatıyla Purra, kendisi gibi sert bir çizgide duran Wille Rydman’ı da disipline ederek gereksiz gördüğü yardımları kesme yoluna gitti ve bu sertlik, tuhaf biçimde kendi seçmen tabanını büyütüyor.

Az önce paylaştığım anket verileri de bu tabloyu doğruluyor: Lindtman, parti liderleri arasında “sıradaki başbakan” sorusunda en çok tercih edilen isim olsa da (yüzde 17), kendi parti tabanındaki kişisel desteği (yüzde 54) Purra’nın kendi tabanındaki desteğinden (yüzde 62) belirgin biçimde düşük. SDP’nin genel yükselişi, Lindtman’a duyulan kişisel bir bağlılıktan çok, hükümetten duyulan hoşnutsuzluğun bir yansıması.

Asıl soru: SDP hangi parayla halkı memnun edecek?

2027 martında yapılacak parlamento seçimlerinin hükümeti nasıl şekillendireceği konusunda karanlık noktalar var. Maliye Bakanlığı’nın bu hafta açıkladığı 2027 bütçe teklifi 12,9 milyar euro açık veriyor — devletin toplamda 92,2 milyar euroluk bütçesinin önemli bir kısmını borçlanarak kapatması gerekiyor. Üstelik bu açık, faiz giderlerinin 4,3 milyar euroya çıkmasıyla daha da büyüyor; 2021’de bu rakam yalnızca 800 milyon euro civarındaydı.

Lindtman ve SDP bu memnuniyetsizlikten pay çıkararak oylarını düşe kalka büyütmüş görünse de, gerçek soru şu: hükümet ya da başbakan olduklarında, halkı hangi kaynaklarla memnun edecekler? Mevcut hükümetin programında kesintiye uğraması gereken hemen her kalem zaten kesildi. Üstelik bu kez tablo daha da zor: Rusya’nın hala ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğu bir dönemde savunma harcamaları da artıyor 2027 bütçesinde savunma bakanlığının ödeneği 620 milyon euro yükseliyor.

Yani SDP iktidara gelirse, 1990’ların başında olduğu gibi boş bir devlet kasasıyla, ama bu kez çok daha ağır bir savunma yükü ve çok daha az manevra alanıyla karşı karşıya kalacak. Geçmişte refah devletinin cömertliğiyle tanınan bir partinin, bugünün mali gerçekliğinde o cömertliği nasıl yeniden inşa edeceği, önümüzdeki on ayın en can alıcı sorusu olarak duruyor.

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.