

HaberFin de bu haberi okudunuz,
Finlandiya’da Päivi Räsänen hakkında verilen karar, açıkçası insanı durup düşündürüyor.
Bu mesele sadece bir siyasetçinin yıllar önce söylediği sözler değil. Daha derin bir şey var burada. Hepimizi ilgilendiren bir soru:
İnsan neyi, ne kadar özgürce söyleyebilir?
Räsänen, Hristiyan değerlerle yetişmiş bir insan. Hayatının büyük kısmını bu değerler üzerine kurmuş. Yıllar önce söyledikleri de aslında o dünyanın bir yansıması. Ama dünya değişti. Bilim değişti. Toplum değişti.
Bugün baktığımızda, o sözlerin bir kısmı artık bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Hatta bazı insanlar için incitici bile olabilir. Ama burada insanın kafasını kurcalayan başka bir şey daha var…
Biz bu tartışmaları sadece Finlandiya’da mı yaşıyoruz? Hayır. Yıllardır aynı mesele Müslüman dünyasında da konuşulmuyor mu? İnanç ile bilim arasında sıkışıp kalan insan…
Bir tarafta “inandığım doğru”, diğer tarafta “bilimin söylediği gerçek”.
Ve şimdi bu tartışmanın tam ortasında, özgürlükleriyle bilinen bir ülke var, Finlandiya.
Finlandiya dediğimiz yer, yıllarca insanların hayatına karışmayan, kim nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın diyen bir sistemin örneği oldu. Aynı şekilde Avrupa Birliği de bu özgürlükler üzerine kuruldu. Ama son yıllarda Avrupa’da bir şeyler değişiyor gibi…
Din artık sadece kişisel bir alan mı, yoksa kamusal alanda da bir sınırı olmalı mı? Bu soru giderek daha fazla soruluyor. Bakıyorsun, AB nin hemen hemen her yerinde başörtüsü tartışmaları…
Başka yerlerde dini semboller üzerine kısıtlamalar… Finlandiya’da da benzer bir huzursuzluk hissediliyor.
İşte Räsänen kararı tam da bu atmosferde geliyor. Mahkeme aslında şunu demiyor: “İnancını yaşama, kutsal kitabını okuma, paylaşma…”
Hayır. Ama diyorki , “Nasıl söylediğin önemli.” Ve belki de asıl mesele tam burada başlıyor. Çünkü hiçbir özgürlük sınırsız değil. İfade özgürlüğü de öyle.
Ama şu soru insanın içini kemiriyor Sınırı kim belirliyor? Ve o sınır bugün burada çiziliyorsa, yarın nereye kayar?
Bugün konu eşcinsellikse , Yarın başka bir düşünce olabilir.
İşte bu yüzden bu mesele sadece Räsänen meselesi değil. Bu, Avrupa’nın kendi içinde verdiği bir sınav aslında. Bir tarafta insan onuru, diğer tarafta düşünce ve inanç özgürlüğü.. Ve bu ikisinin ortasında kalan bir toplum.
Belki de en doğru soru şu, Bilim ile inanç karşı karşıya geldiğinde, hangisi geri çekilecek?
Yoksa artık ikisine de yeni bir sınır mı çiziliyor? Bu cezalandıralım kararı bir son değil.
Tam tersine… yeni bir dönemin başlangıcı gibi duruyor.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17510 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10004 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9017 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5156 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4739 kez okundu