DOLAR 45,0757 0.05%
EURO 52,7756 -0.09%
ALTIN 6.586,43-1,04
BITCOIN 3398740-0,94%
İstanbul
°

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Hürmüz: Dünyanın boğazı sıkılırken
97 okunma

Hürmüz: Dünyanın boğazı sıkılırken

ABONE OL
6 Nisan 2026 09:07
Hürmüz: Dünyanın boğazı sıkılırken
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Bugün biz Finlandiya’da ve dünyanın birçok yerinde…
Hürmüz Boğazı sıkıldıkça, adeta nefesimizi kontrol etmeye çalışıyoruz.
Boğaz gevşesin diye…Rahat bir nefes alabilelim diye…Dua eder hale geldik.
Ama gerçek şu ki; bugün tüm Avrupalı liderler, bilim insanları ve sıradan insanlar…
Adeta birkaç kişinin merhametine kalmış durumda.
Dinci, faşist ve sapkın materyalist anlayışların elinde, dünya can çekişiyor.
Ağır bombardıman altında yaşam savaşı veren çaresiz insanları görmezden gelenler…
Kendi refahından, kendi lüksünden vazgeçmek istemeyenler…
Bugün birkaç haftalık petrol kısıtlamasında bile nasıl sarsıldıklarını görüyor.
Demek ki tok insanın, aç insandan gerçekten haberi yokmuş.
Yıllardır Batı dünyasına sunulan o “refah ve konfor” hikayesi,aslında başka bir gerçeğin üstünü örtüyormuş.
Ortadoğu’da…
Yarı aç, yarı tok yaşayan halkların doğal kaynak gelirleri, yıllarca “din” adı verilen ideolojilere kurban edildi.
Halkın parası…
Silaha gitti.Savaşa gitti.İdeolojik hayallere yatırıldı.
Bugün İsrail, dünyanın en din temelli devletlerinden biri olarak, 3-4 bin yıllık bir davanın peşinden gidiyor.
Bu uğurda önüne geleni yakıp yıkmaktan geri durmuyor. Diğer tarafta İran…
Bir kadının saçını örtmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp, işkence altında hayatını kaybettiği bir düzen…Yıllardır binlerce insan, aynı ideolojik saplantılar uğruna katledildi.
Hiçbir annenin gözyaşına bakılmadı. Bugün gelinen noktada…Hürmüz Boğazı için arka planda verilen mücadele,
bana Türkiye’de oynanan o eski tiyatro oyununu hatırlatıyor. Yedi Kocalı Hürmüz Hürmüz’ün altı kocası vardı. Her biriyle ayrı ayrı ilişki kurar, hepsini idare ederdi.
Ama oyunda bir gerçek daha vardı: Yedinci kocaya hazırlanıyordu. Bugün anlıyoruz ki… Bu Hürmüz sadece yedi değil, yetmiş ülkeyi birden idare ediyormuş.
Çin…Hindistan…Rusya…Avrupa…Amerika…Hepsi bu daracık boğaza bağlı.
Ama mesele sadece enerji değil.
Bu dinci yapılar için asıl hedef her zaman aynı oldu: Gücü ele geçirmek. Nükleer silaha sahip olmak.
İsrail sahip olmuş…
İran da “neden ben olmayayım” diyerek yeni ittifaklar kurmuş, başta Çin olmak üzere birçok ülkeyle ilişkiler geliştirmiş. Amaç…Kendi ideolojik dünyalarını kurmak. Sevdirerek değil…Zorla…Kan dökerek…
İsrail’de radikal kesimler, binlerce yıllık hedeflerini gerçekleştirme peşinde. İran’daki mollalar ise Hicaz bölgesini kendi inançlarına göre şekillendirme hayali kuruyor. Ve her ikisi de bu yolda…
Kan dökmeye devam ediyor. Batı dünyası ise…Petrol dışında fazla bir şey düşünmedi.
Petrol karşılığında teknoloji verdi. Ve böylece bu ideolojik yapıların güçlenmesine dolaylı olarak katkı sağladı. Ortadoğu’daki ateş,biraz da bu yüzden hiç sönmedi.
Bugün gelinen noktada…Dünya, dinci saplantılar ile materyalist çıkarların arasında sıkışmış durumda.
Hürmüz Boğazı’na bağımlı olan ülkeler…
Özellikle gübre ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yoksul ülkeler — örneğin Bangladeş —
adeta patlama noktasına gelmiş durumda. Diğer tarafta Batı dünyası…Enflasyon yükselmesin diye mücadele ediyor. Ama kimse…Ortadoğu’da bu yönetimler altında ezilen milyonlarca insanın acısını gerçekten görmedi.
Yüzyıllar önce dini baskılardan kaçıp özgürlük arayan insanların kurduğu Amerika Birleşik Devletleri…Bugün ironik bir şekilde, evangelist, ideolojik ve sert güç anlayışlarının etkisi altına girmiş durumda. Ve şimdi… Ortadoğu’daki bu yapılarla birlikte,dünya üzerinde büyük bir kaosun parçası haline gelmiş durumda.
Benim asıl merak ettiğim ise şu: Acaba hangisinin binlerce yıldır beklediği “kurtarıcı” daha erken gelecek?

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.