

Finlandiya’da iktidar ortağı Gerçek Finler (Perussuomalaiset) partisinin Lapland Milletvekili Sara Seppänen, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İslam’ın Finlandiya’da yeri olmadığını ifade ederek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Sara Seppänen yaptığı açıklamada aşağıdaki ifadelere yer verdi.
“Finlandiya bir değerler savaşı yürütmeli ve kendi değerlerini savunmalıdır.
İslamizm; demokrasiyi, kadın özgürlüğünü ve çocuk haklarını tehdit eden siyasi bir ideolojidir. Namus kültürü, kız çocuklarının genital organlarının sakatlanması (kadın sünneti) ve paralel hukuk sistemleri Finlandiya’da asla kabul edilemez.
İslamizme karşı somut bir eylem planı hazırlamalıyız. Toplumun farklı sektörlerinde birçok önlemin alınması gerekmektedir.
Finlandiya; temeli bireysel özgürlük, eşitlik ve hukuk üzerine kurulu demokratik bir hukuk devletidir. Bu değerlerin yanına, dini kuralları toplumun yasalarının üzerine koymaya çalışan bir ideoloji yakışmaz. Bu nedenle İslamizmin Finlandiya’da yeri yoktur.”
Milletvekilinin yaptığı bu açıklama radikal olsa da demokrasi ve hukuk açısından bakıldığında ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Aşırı sağ bu gibi argümanları sık sık siyasetin gündemine taşımaktadır.
Finlandiya Anayasası din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına alır. Seppänen’in önerilerinin bir kısmı örneğin kıyafet yasakları veya ibadet pratiklerine yönelik kısıtlamalar, bireysel özgürlükleri kısıtlama potansiyeli taşıdığı için Finlandiya’daki liberal ve sol kanat tarafından “özgürlükçü değerlere aykırı” ve “ayrımcı” olarak eleştirilmektedir.
Burada da önemli bir ayrım var: İslam ile İslamcılık aynı kavramlar değildir. İslam, bir dindir. Dünya genelinde milyarlarca insanın inanç sistemidir. İslamcılık ise dini, siyasi sistem veya devlet modeli haline getirmeyi savunan siyasi ideolojileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Bu nedenle siyasetçinin “İslamcılık” eleştirisi ile “İslam” eleştirisi teorik olarak farklı şeylerdir. Ancak siyasi söylemde bu ayrım her zaman net kurulmadığında Müslüman toplulukların tamamı hedef alınmış gibi algılanabilir.
Kadın sünneti
Bu uygulama İslam öncesi dönemden kalan, özellikle Doğu Afrika ve bazı Orta Doğu kültürlerine ait coğrafi/kültürel bir gelenektir. Ne Kuran’da ne de sahih hadislerde yeri vardır; aksine İslam’ın “bedene zarar vermeme” ilkesine aykırıdır.
Namus kültürü
İslam hukukunda ceza verme yetkisi bireylere veya ailelere değil, yalnızca devlete ve mahkemelere aittir. “Namus cinayeti” veya töre baskısı, tamamen kabile kültürü ve ataerkil geleneklerden kaynaklanır.
Paralel hukuk sistemi (Şeriat)
İslam, Müslümanların yaşadıkları ülkenin yasalarına uymasını ve toplumsal sözleşmelere sadık kalmasını emreder. Batı ülkelerinde devlet hukukuna paralel, alternatif bir ceza hukuku sistemi kurmak İslam’ın genel fıkhi kaideleriyle (kamu düzenini bozmamak adına) çelişir. Ancak aile hukuku veya helal gıda gibi konularda bireysel hak talepleri olabilir.
Yüzü kapatan giysiler
İslam alimleri arasında ana akım görüş, kadının yüzünün ve ellerinin açık olması gerektiğidir. Yüzü tamamen kapatan Burka veya Nikab ise dini bir zorunluluktan ziyade bazı bölgelerde (Afganistan, Körfez ülkeleri) kültürel olarak yoğunlaşmış bir yorumdur.
Milletvekilinin açıklamalarını gerçeklik açısından ve hukuki bir süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
Hukukun üstünlüğü ve tekliği
Bir demokratik hukuk devletinde (Finlandiya gibi), devletin resmi mahkemeleri dışında yasama ve yargılama yapan “paralel mahkemeler” kabul edilemez. Bu konuda haklıdır.
İnsan hakları ihlallerine karşı duruş
Kadın sünneti, namus baskısı ve çocuk hakları ihlalleri hiçbir kültürel veya dini gerekçeyle savunulamaz. Bunlara karşı somut eylem planı istemek haklı bir taleptir.
Şeffaflık ve finansman
Radikal ideolojilerin yurt dışından fonlanıp fonlanmadığını veya eğitim materyallerinin nefret söylemi içerip içermediğini denetlemek, bir devletin ulusal güvenlik hakkıdır.
İslam ve İslamcılık ayrımı
Siyasal İslam (İslamcılık) ile sıradan dindar Müslümanlar arasındaki çizgiyi net çizmemektedir. Bu durum, Finlandiya’da yasaya saygılı yaşayan onbinlerce Müslüman vatandaşı potansiyel birer tehdit gibi gösterme riski taşır İslamofobiyi tetikler.
Giyim özgürlüğüne müdahale
Burka veya niqabın kamusal alanda yasaklanması, “özgürlükler ülkesi” iddiasıyla çelişir. Kadın haklarını savunurken, kadının ne giyeceğine devlet zoruyla müdahale etmek liberal değerlerle uyuşmaz.
Peşin hüküm
Kurumsal ezan sesinin yasaklanmasını istemektedir ancak Finlandiya’da halihazırda camilerden dışarıya hoparlörle ezan okunması gibi yaygın bir durum veya yasal izin yoktur. Olmayan bir durumu “önleyici olarak yasaklayalım” demek, siyasi bir popülizmdir.
Sara Seppänen, Batı dünyasındaki pek çok sağ siyasetçi gibi, haklı güvenlik ve entegrasyon kaygılarından yola çıkarak (paralel hukuk, kadına şiddet gibi), temel insan haklarını ve dini özgürlükleri (kıyafet, ibadet) kısıtlayabilecek toptancı çözümler önermektedir. Eleştirdiği konuların birçoğu İslam’ın özüyle değil, göçmenlerin getirdiği kültürel pratiklerle ilgilidir.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17880 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10032 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9050 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5181 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4751 kez okundu