

Finlandiya’da son haftalarda güvenlik tartışmaları yeniden sertleşirken, savaşın gölgesi artık yalnızca Ukrayna cephesinde değil, Baltıklar ve Kuzey Avrupa semalarında da daha fazla hissedilmeye başladı. Özellikle The New York Times’ın yayımladığı son analizler, Washington’daki ani karar değişikliklerinin Avrupa’da nasıl ciddi bir belirsizlik yarattığını gözler önüne seriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, daha birkaç hafta önce Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını azaltma yönünde sinyaller veriyordu. Pentagon, Avrupa’daki yaklaşık 80 bin Amerikan askerinin içinden 5 bine yakın askeri geri çekmeyi planladığını açıklayınca, özellikle kuzey Avrupa ülkelerinde ciddi bir tedirginlik oluşmuştu. Çünkü mesele yalnızca asker sayısı değil, Washington’un Avrupa güvenliğine bakışındaki belirsizlikti.
Üstelik Polonya’ya gönderilecek birliklerin sevkiyatı bile durdurulmuştu. Avrupa’da birçok çevre, özellikle de kuzey ülkelerinde yaşayan insanlar, “Acaba Amerika artık Avrupa’yı eskisi kadar korumak istemiyor mu?” sorusunu yüksek sesle tartışmaya başlamıştı.
Ancak Trump, dünya siyasetinde alışıldığı üzere yine ani bir dönüş yaptı. Bu kez Polonya’ya 5 bin asker gönderileceği açıklandı. Tabii, eğer yarın yine fikir değiştirmezse…
Bu zikzaklı politika, Avrupa’da güvenlik algısını daha da kırılgan hale getiriyor. Çünkü mesele artık sadece Ukrayna-Rusya savaşı değil. Baltık Denizi çevresi ve Finlandiya dahil kuzey ülkeleri, adım adım hibrit savaşın içine çekiliyor hissi veriyor.
Son aylarda hem Finlandiya’da hem de Estonya’da düşen veya yönü şaşan dronlar, halk arasında ciddi rahatsızlık oluşturmaya başladı. İddialara göre Ukrayna’nın Rusya’ya gönderdiği bazı dronlar, Rus elektronik harp sistemleri tarafından GPS sinyalleriyle şaşırtılıyor ve Baltık bölgesine yönlendiriliyor. Bu durum, savaşın fiziksel sınırlarının artık çok daha geçirgen hale geldiğini gösteriyor.
Daha da dikkat çekici olan ise Rusya’nın zaman zaman Finlandiya ve Baltık ülkelerinin hava sahalarıyla ilgili verdiği mesajlar. Moskova’nın, Ukrayna’dan gelen dronlara erken müdahale bahanesiyle bölgedeki hava kontrol mekanizmaları üzerinde daha fazla etki oluşturmak istemesi, birçok güvenlik uzmanı tarafından “hibrit baskı stratejisi” olarak yorumlanıyor.
Yani Rusya açıkça şunu söylüyor gibi:
“Bu savaşın tamamen dışında kalamazsınız.”
İşte asıl tehlikeli nokta da burada başlıyor.
NATO dışişleri bakanları dün İsveç’in Helsingborg kentinde toplandı. Toplantının ana gündemi, ittifakın savunma kapasitesini güçlendirmekti. Aslında burada yapılan görüşmeler, önümüzdeki aylarda Türkiye’de düzenlenecek NATO liderler zirvesinde alınacak kararların altyapısını oluşturuyor.
Avrupa artık yeni bir döneme hazırlanıyor:
Daha fazla silahlanma, daha fazla savunma harcaması, daha fazla askeri koordinasyon…
Ve belki de daha fazla korku.
Finlandiya gibi uzun yıllar tarafsızlık kültürüyle yaşayan ülkelerde bile savaş psikolojisinin günlük hayatın parçası haline geldiği görülüyor. İnsanlar artık enerji güvenliğinden hava sahasına, internet altyapısından GPS sinyallerine kadar her konuyu “ulusal güvenlik” başlığı altında değerlendirmeye başladı.
Dün Yle Areena üzerindeki A-Talk programında konuşan eski bir büyükelçi de çok dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Çin’in, Ukrayna savaşı boyunca aslında Rusya’nın yanında durduğunu ve Pekin yönetiminin isterse Moskova üzerinde savaşı bitirecek kadar baskı kurabileceğini söyledi. Ancak Çin’in stratejik çıkarlarının buna izin vermediğini ifade etti.
Bu yorum önemli. Çünkü dünya artık yalnızca Ukrayna’daki bir savaşı konuşmuyor. Küresel güç bloklarının yeni paylaşım kavgası giderek daha görünür hale geliyor.
Bir tarafta Rusya-Çin ekseni,
diğer tarafta NATO ülkeleri…
Ve arada giderek daralan bir “güvenli alan”.
Kuzey Avrupa’da yaşayan insanlar için artık soru şu:
Savaş gerçekten uzakta mı?
Yoksa savaş tamtamları yavaş yavaş kuzeyde de kendisine kalıcı bir yer mi ediniyor?
Bugün Finlandiya sokaklarında hala huzur var.
Ancak güvenlik tartışmalarının dili değişiyor.
Siyasetçilerin tonları sertleşiyor.
Askeri hazırlıklar büyüyor.
Ve toplumlar psikolojik olarak uzun bir gerginlik dönemine hazırlanıyor gibi görünüyor.
Belki de asıl tehlike, savaşın başlaması değil…
İnsanlığın savaşı normalleştirmeye başlamasıdır.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17940 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10045 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9053 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5190 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4753 kez okundu