

Finlandiya’da yaşadığım 36 yıl boyunca yüzlerce restoran gördüm, sayısız kebap yedim. Ancak zaman zaman bazı yerler vardır ki, yalnızca sundukları yemekle değil, taşıdıkları hikayeyle de insanı etkiler.
İşte Helsinki’nin doğusunda, Itäkeskus’ta bulunan Baba Döner bunlardan biri.
Aslında hikaye Mersin’de başlıyor.
Türkiye’nin güneyinde, Gaziantep, Hatay, Adana ve Mersin hattı sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı mutfak kültürlerinden birine sahip. Defalarca gezdiğim, sokaklarında yemek yediğim bu bölgelerin lezzetlerini iyi bildiğimi düşünüyorum.
Bu yüzden Baba Döner’in Itäkeskus şubesinde ilk kez kebap yediğimde şaşırdım.
Çünkü karşımdaki lezzet Finlandiya’da alışık olduğumuz standart kebaplardan çok farklıydı. Sanki Gaziantep’in, Mersin’in veya Adana’nın o tanıdık tatları doğrudan Helsinki’ye taşınmıştı.
Aradan zaman geçti.Tekrar gittim. Sonra bir daha.
Ve her seferinde aynı kaliteyi, aynı özeni ve aynı lezzeti buldum. Merak edip hikayenin peşine düştüm.
Karşıma Hacı abi çıktı.
Bugün Finlandiya’nın çeşitli şehirlerinde faaliyet gösteren Baba Döner’in kurucusu olan Hacı abi, yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’de devlet memuru olarak çalışıyordu.
Bir gün Finlandiya’yı merak etti ve ziyaret etmeye karar verdi.
Burada geçirdiği günlerde dikkatini çeken şeylerden biri, özlediği Türk mutfağını bulamaması oldu.
Kendi damak tadını tatmin edecek bir restoran bulamıyordu.
Belki de bugün başarı hikayesi olarak gördüğümüz yolculuk tam o anda başladı.
Birçok insan böyle bir eksikliği görür ve hayatına devam eder.
Hacı abi ise farklı düşündü.
Türkiye’deki güvenli memuriyet hayatını bıraktı, ailesiyle birlikte Finlandiya’ya taşındı ve burada gerçek Türk dönerini tanıtmak için restoran sektörüne adım attı.
Elbette bu kararın bedeli ağırdı.
Dilini bilmediğiniz bir ülkede, kültürünü tam tanımadığınız bir toplumda, tüketici alışkanlıklarını öğrenmeye çalışırken restoran işletmek kolay değildi.
Memurluktan esnaflığa geçiş başlı başına büyük bir riskti.
Üstelik Finlandiya’da girişimci olduğunuzda sosyal güvenlik ağlarının bir kısmı da geride kalıyordu.
Ancak çocuklarını büyütmek ve kurduğu hayali gerçekleştirmek isteyen bir baba için geri dönüş seçeneği yoktu.
Yıllar süren mücadele sonunda işler rayına girmeye başlamıştı.
Tam her şey yoluna giriyor derken bu kez Covid salgını patladı.
Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Finlandiya’da da restoran sektörü ağır darbe aldı.
Hacı abi için bu dönem neredeyse iflasın eşiğine gelmek demekti.
Aile içinde yapılan toplantılarda artık Türkiye’ye dönmenin ve eski mesleğine geri dönmenin konuşulduğu günler yaşandı.
Ancak o pes etmedi. Yeni riskler aldı. Borçlandı. Yeniden denedi.
Yılların deneyimini ve bilgisini Baba Döner markasında bir araya getirdi.
Bugün geldiği noktada Finlandiya’nın büyük şehirlerinde binlerce insan gerçek Türk döneriyle tanışıyorsa, bunun arkasında uzun yılların emeği bulunuyor.
Baba Döner’i ziyaret ettiğimde dikkatimi çeken başka bir ayrıntı daha oldu.
Hacı abinin müşterilere giden siparişleri neredeyse tek tek kontrol ettiğini gördüm.
Belki de başarının sırrı tam burada gizliydi.
Çünkü kaliteli işletmeler tesadüfen ortaya çıkmaz.
Onların arkasında detaylara gösterilen büyük bir özen vardır.

Üstelik Baba Döner artık yalnızca yemek satan bir marka olmanın ötesine geçmiş durumda.
Dünya markalarının yaptığı gibi kendi ürünlerini, kendi tasarımlarını ve kendi kimliğini oluşturmaya çalışıyor.
Restoranın içinde gördüğüm tişörtler ve tekstil ürünleri bunun bir göstergesi.
Anlaşılan o ki, yalnızca Türkiye’nin döner kültürünü değil, Türkiye’den gelen farklı ürünleri de Finlandiya’da tanıtmak istiyorlar.
Sohbetimizin sonunda Hacı abi, yakın çalışma arkadaşlarından birini çağırdı ve HaberFin için özel bir kebap hazırlanmasını istedi.
Bunu söylerken gözlerinde hem heyecanı hem de yılların yorgunluğunu görmek mümkündü.
Belki de yakında “Hacı Abi Usulü” olarak tanıtılacak yeni bir kebap çeşidinin ilk denemelerine tanıklık edeceğiz.
Kim bilir?
Bir zamanlar Finlandiya’da insanların döner kebabı vitrin önünde merakla izlediği günlerden, bugün kendi markalarını oluşturan Türk girişimcilere ulaştık.
Bu da Finlandiya’daki göçmen girişimciliğinin sessiz ama güçlü başarı hikayelerinden biridir.
Ve görünen o ki, Finlandiya yakın gelecekte çok daha farklı kebap stillerine, çok daha farklı lezzet hikayeleri ile karşılaşacak.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
1
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10057 kez okundu
2
Belediye Gelirleri İskandinav Ülkelerinde Artarken Finlandiya’da Düşüyor
8856 kez okundu
3
Finlandiya’da hangi mesleklere ihtiyaç var?
7239 kez okundu
4
Avrupa’nın en pahalı ülkeleri açıklandı, Finlandiya ve Türkiye kaçıncı sırada?
7183 kez okundu
5
Ekonomide zor günler, Fazer şekerleme fabrikası işçi çıkarıyor
6438 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.