

Bazı şeylerin adı yoktur. Anlatılamaz da zaten. İnsan içinde taşır, taşır da dışına sızdırmaz. Sanki bir sır gibi yaşar bazı duyguları. Tıpkı benim gibi.
Bu sabah yine pencereyi açarken, burnuma hafif bir toprak kokusu geldi. Yağmur yağmamıştı ama o koku, aklıma çocukluğumun sokaklarını getirdi. Islak kaldırımlar, sokağın başındaki simitçi, uzaktan gelen ezan sesi… Hepsi bir anda çıkageldi. Oysa burası, o sokaklara hiç benzemiyor. Ne kaldırımları tanıyorum ne de sesleri. Ama insan, geçmişin sesini bir kez duydu mu, sessizlik bile tanıdık geliyor.
Yıllardır aynı şehirde yaşıyorum ama “yerleştim” diyemiyorum. Eşyalarım var, adresim var, alışkanlıklarım bile oluştu… Ama aitlik başka bir şey. Bir evde yaşarsın, ama içinden hep başka bir evi ararsın. İşte öyle bir hâl benimkisi.
Zaman geçtikçe bazı şeyler siliniyor. Rutinler, eski günlerin üstünü örtüyor. Ama gece olunca, rüyanda tanıdık bir sokakta yürürken buluyorsun kendini. Bazen bir ses duyuyor, bazen bir yemeğin kokusunu alıyorsun rüyanda. Uyandığında elin boş ama kalbin dolu oluyor.
Ne zaman gideceğim bilmiyorum. Belki de artık bu soru anlamsızlaştı. Zamanla insan, soruların cevabını değil, sorunun kendisini kabulleniyor. “Bir gün” diye başlayan cümleler, “Her şey yoluna girerse” diye devam ediyor. Ama neyin ne zaman yoluna gireceğini de kimse bilmiyor.
Eskiden bavul hazırlamak heyecanlı bir işti. Şimdi sadece mevsim değiştikçe kıyafetlerin yeri değişiyor. İçimdeki mevsimse hep aynı: Ne tam bahar, ne tam kış. Arada bir yerlerde. Bekleyiş gibi… Dönüşü olmayan bir istasyonun yolcusuyum sanki.
Burada iyiyim demek kolay. İnsan alışıyor, insan dayanıyor. Ama alışmak, unutmak değildir. Sadece bazı duyguların sesini kısmayı öğreniyorsun. Gülüyorsun, çalışıyorsun, hatta bazen mutlu bile oluyorsun. Ama her şeyin içinde bir boşluk kalıyor. İsmini koyamadığın bir boşluk.
Beni en çok yoran ise belirsizlik. Yolun sonu görünse, insan kendini ona göre hazırlayacak. Ama bu sonsuz bekleyiş hâli, içten içe yıpratıyor insanı. Gidip de dönemeyenler, söyleyip de susanlar, sevip de kavuşamayanlar gibi bir ruh hâli bu.
Ve ne gariptir ki, insan bu hâle bile alışıyor.
Bazen biri “Oraya hiç mi gitmeyeceksin?” diye soruyor. Cevap vermek zor. Çünkü insan bazı şeylere cevap veremediği için değil, verecek cevabı olmadığı için susuyor.
Ama şunu biliyorum: Bazı yerler vardır ki, ne kadar uzak olsan da, orası hâlâ içinde bir yerdedir. Ve bazı özlemler vardır ki, dile dökülmese de, insanın bakışından okunur.
İşte ben de öyle yaşıyorum. Söylemeden, anlatmadan, bekleyerek.
Adı konmamış bir hasretle.
Şule Özçelik Helsinki
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17516 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10004 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9018 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5156 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4739 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.