

Yeni dünya düzeni aslında Donald Trump’ın ilk kez ABD Başkanı seçildiği günlerde başlamıştı. Trump’ı ilk duyduğumda “Bu adam kim?” diye araştırmaya koyulmuştum. Karşıma çıkan tablo şuydu: Babasının servetiyle iş dünyasına giren, defalarca batıp tekrar ayağa kalkan, inşaat sektöründe yükselirken ardında iflas etmiş onlarca firma bırakan, hoyrat, kibirli ve ahlaki sınırları zorlayan bir “zengin çocuk” profili…
Bugün işte bu adam, dünyadaki dengeleri altüst ediyor. Bildiğimiz kuralları hiçe sayarak, “kimin gücü kime yeterse” anlayışıyla hareket ediyor. Amerikan gücünü arkasına alıp dünyayı adeta haraca bağlar gibi bir siyaset izliyor. Bu durum, ABD’nin “ipin ucunu Çin’e kaptırmak istemeyen” derin aklıyla da örtüşüyor.
Peki bu tabloda bizim gibi küçük ülkeler nerede duracak? Finlandiya bu değişen dünyada kendine nasıl bir yer bulacak?
Bu sorunun cevabı, belli ki Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo’nun da zihnini meşgul ediyor. Zira Finlandiya başbakanları çok sık seyahat etmez; ama Orpo’yu Çin’e götüren tam da bu belirsizlik oldu. Bugün Avrupa Birliği ve Kuzey ülkeleri; Çin’le, Hindistan’la ve Latin Amerika’yla daha sıkı temas kurmaya çalışıyor. Mercosur anlaşmaları, yeni ticaret hatları, yeni ittifak arayışları… Çünkü kimse Trump’ın yarın ne yapacağını öngöremiyor.
AB ve Finlandiya, dışa bağımlılığı azaltacak yeni teknolojiler ve inovasyonlar üretmek zorunda. Nüfus yaşlanıyor. Bu sadece Avrupa’nın değil, dünyanın sorunu. Yaşlanan toplumlara çözüm üretecek teknolojiler geliştirilemezse, yine başkalarına muhtaç kalacağız. Bu da bizi ya Çin’in ya da Amerika’nın yörüngesine daha fazla sokacak.
Bu değişimi önceden gören ülkeler yıllar önce yatırım yaptı. Peki biz neredeyiz?
AB’nin Ukrayna’yı kaybetmek istememesinin sebeplerinden biri de Ukrayna’nın devasa bir gıda üretim merkezi olmasıdır. Bugün AB ülkelerinin toplam buğday üretimi bile Ukrayna’nınkine yaklaşamaz. Hollanda tarımda güçlüdür, evet; ama o gücün önemli kısmı başka ülkelerde kiralanan dev arazilerde üretilen ürünlere dayanır. Bir kriz anında o ürünler Avrupa’ya taşınamayabilir.
Finlandiya gibi, Rusya’nın hemen dibinde bulunan bir ülke için bu gerçekler hayati önemdedir.
İşte tam burada biz devreye giriyoruz.
Artık “misafir” değiliz. Bu ülkenin sorumlu insanlarıyız. Gelecek nesilleri de bu bilinçle yetiştirmek zorundayız. Çocuklarımıza pizzacı dükkânları, hizmet sektöründe edinilmiş birkaç mülk bırakmaktan daha değerlisi var:
Eğitim.

Vergisini veren, başı dik yaşayan, hakkını arayan ama kavga etmeyen; kendi köklerinden utanmadan bu topluma katkı sunan bir nesil… Bu ancak eğitimle olur. Başka yolu yok.
Son yıllarda Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan çok sayıda değerli beyin tanıdım. Geçtiğimiz günlerde Educada Eğitim Fuarı’nda karşılaştığım bazı arkadaşların Finlandiya’da etüt merkezleri açtıklarını duymak beni gerçekten mutlu etti. Çünkü bir göçmen neslin en büyük ihtiyacı eğitimdir. Mal, mülk, para değil… Hele hele Finlandiya’da.
Finlandiya artık geçici bir durak değil.
Geldiğimiz ülkeler hafızamızda yaşayacak; ama burası artık yurdumuz.
Yatırımlarımızı binalara değil, beyinlere yapalım.
Geleceğimiz orada.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17505 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10004 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9017 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5155 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4738 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.