DOLAR 43,6062 0.16%
EURO 51,6027 0.37%
ALTIN 6.942,613,13
BITCOIN 3036296-1,06%
İstanbul
10°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Tahran sokaklarından Finlandiya’ya uzanan bir hikaye
  • HaberFin
  • Yorum
  • Tahran sokaklarından Finlandiya’ya uzanan bir hikaye
1168 okunma

Tahran sokaklarından Finlandiya’ya uzanan bir hikaye

ABONE OL
16 Ocak 2026 10:07
Tahran sokaklarından Finlandiya’ya uzanan bir hikaye
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Tahran’a ilk ayak bastığım anı iyi hatırlıyorum. Mart ayının soğuk bir günüydü. Uçaktan inmiş, pasaport kontrolünden yeni geçmişken, bizi karşılayacak firma sahibinin daha valizlerimizi almadan karşımıza çıkması beni şaşırtmıştı.

Agai Ali’nin nazik dili, ölçülü tavrı ve içten misafirperverliği, daha ilk anda “İran” hakkında kafamdaki birçok kalıbı kırmıştı. İlk dikkatimi çeken detaylardan biri de, gümrükte görev yapan bazı memurların engelli arabasında olmasıydı. İran’da engellilere pozitif ayrımcılık yapıldığını bilmiyordum; bu sahne, ülkenin tek yüzlü olmadığını fısıldıyordu.

Akşam saatlerinde Tahran merkezinde kısa bir araba turu yaptık. Yorgunluk ve kalabalık, uzun yürüyüşlere izin vermedi ama gördüğüm, şehir son derece canlıydı. Finlandiya’nın sakin ritmine alışmış biri için Tahran, bambaşka bir dünyaydı. İlk durağımız bir çorbacı oldu. Çok kültürlü bir ülkenin ilk tadını, o mütevazı dükkânda aldım. Farklı etnik kökenler, farklı diller, farklı yüzler… İran, tek renkten ibaret değildi.

Agai Ali’nin evi, Tahran’ın pahalı semtlerinden birindeydi. Geniş caddeler, ağır ihtişamlı apartmanlar ve modern yapılar arasında ilerlerken, Japonya’dan sonra ilk kez bu kadar kalın çelik konstrüksiyonla inşa edilmiş binalar gördüm. “Sağlam temelleri olan bir ülke” izlenimi uyandırmıştı bende. Üstelik nüfusun üçte birinin Türkçe konuştuğu bu coğrafyada, İsfahan’dan Hazar Denizi kıyılarına kadar gezdiğim her yerde hem tanıdık hem de yabancı bir dünya vardı. 2014’te Hazar’dan çıkarılan havyarı tatmak, bu toprakların ne denli zengin olabileceğini daha iyi hissettirmişti.

Yiyeceklerin ucuzluğu, doğanın bereketi, petrol ve doğal gaz gibi kaynaklar… İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: “Bunca zenginliğe rağmen bu ülke neden hâlâ fakir?” İşte bugün İran gençliğinin sorduğu soru da tam olarak bu.

1979’da Humeyni için sokaklara dökülen eller, bugün aynı sokaklarda bambaşka bir ruh hâlini taşıyor. Rejim, kırk yılı aşkın sürede halkına vaat ettiği refahı veremedi. Petrol ve gazdan gelen gelirler, büyük ölçüde dış politikadaki mezhep temelli yayılma için harcandı. İçeride ise “nasıl olsa benim” anlayışıyla toplumun talepleri ötelenmeye devam etti. Sonuç ortada: bastırılmış bir gençlik, yoksullaşan bir halk ve giderek sertleşen bir yönetim.

Helsinki ile Tahran arasında gerilim

Bu din eksenli yaklaşım, bir dönem Helsinki ile Tahran arasında krize bile yol açmıştı. İran’a gitmek isteyen Fin kadınlardan başörtülü fotoğraf isteniyor, aynı yöntem sürekli uygulanıyordu. Helsinki, İran’dan gelen kadınlardan başı açık fotoğraf istemeye başlayınca karşılıklı bir gerilim doğmuştu. Sonunda iki taraf da durumu kabullenmek zorunda kaldı. Kendi politikalarını, ta Finlandiya’daki kadınlara kadar dayatabileceklerini sanmışlardı; oysa İran’a giden bir Fin kadının başı açık gezmeyi zaten düşünmeyeceğini hesap edememişlerdi.

Tahran sokaklarında yabancı kadınların rahat davranışlarının ahlak polisi tarafından sorgulanması filmlere bile konu oldu. Bir yanda dışarıya dönük yayılmacı bir siyaset, diğer yanda içeride giderek artan baskı… Geceleri başka, gündüzleri başka bir İran vardı. Zengin mahallelerde gizli eğlenceler, mütevazı lokantalarda masa altından içilen viskiler, müziğe eşlik eden alkışlar… Ama her an kapının çalınabileceği korkusuyla.

İran’da Fin yapımı ahşap evler

Oysa bir zamanlar Finlandiya ile İran arasındaki ticaret hacmi 150 milyon euroya kadar ulaşmıştı. Fin firmalar Hazar Denizi çevresinde enerji projeleri planlıyor, 80 milyonluk İran pazarı Helsinki için büyük bir fırsat olarak görülüyordu. Tahran’dan dağlara çıkan yollarda, Fin yapımı ahşap evler görmüştüm. Kayak merkezleri, canlı bir gençlik… Bu ülkenin gençlerine bir yol açılması gerekiyordu.

Bugün ise Trump döneminde sertleşen yaptırımlar, Finlandiya gibi küçük ülkeler için İran’a ulaşmayı neredeyse imkânsız hâle getirdi. Neste’nin bir zamanlar aldığı ucuz İran petrolü artık hayal. Küresel güç savaşları, büyükler arasında yaşanıyor gibi görünse de bedelini küçük ülkeler ve sıradan insanlar ödüyor. İran petrolünü Umman üzerinden Çin’e satarak, Dubai üzerinden ticaretini sürdürerek ayakta kalmaya çalışıyor. Ama bu, halkın refahına yansımıyor.

Bastırılmış duyguların ve umutların bundan sonra neye dönüşeceğini kestirmek zor. Protestoları acımasızca bastıran bir rejim var karşılarında. İranlı mollalar için tablo aslında çok net: Her şeylerini, belki de hayatlarını kaybetmek yerine, ABD ile bir şekilde uzlaşmayı elbette isteyeceklerdir. Ancak meselenin düğümü Tahran’da değil, Washington’da atılıyor. ABD’nin müdahale edip etmeyeceği, büyük ölçüde “Trump delisi”nin iki dudağı arasında. Şimdilik anlaşılan, Trump’ın güvenlik ekibiyle, daha doğrusu Pentagon’la, zamana oynadığı ve süreci ağırdan aldığı. Yani İran tarafı uzlaşmaya mecbur, ama nihai kararın kapısı Beyaz Saray’da duruyor.

Ama şu gerçek değişmiyor: Tahran sokaklarında gördüğüm gençlerin sorusu hâlâ ortada duruyor: “Bu kadar zengin bir ülkede, biz neden fakiriz?” Ve bu soru, sadece İran’ın değil, küresel düzenin de aynası.

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü

Tüm Yorumlar (1)
  • Mustafa

    İran’daki sorun halktan kaynaklanmıyor.İran devleti çok kadim bir devlet geleneğine sahiptir; bu geleneğin üzerinde şekillenen İran halkı ise çok yönlü, derin ve zengin bir kültürel birikime sahiptir. Asıl sorun, geçmişte laik Baas çizgisinde konumlanan rejimin, toplumu bilinçli ya da bilinçsiz biçimde molla rejiminin kucağına itmiş olmasıdır.Oysa molla rejimi, özünde bir diktatörlüğün yalnızca farklı bir yönetim formudur. Bu rejim uzun yıllar iktidarda kaldı; ancak artık sona yaklaşmış görünmektedir. Asıl belirsizlik, bu rejimin ardından nasıl bir yönetim biçiminin doğacağıdır.Tarih bize şunu öğretir: Filler tepişirken olan yine çimene olur. Bugün İran’da da benzer bir tablo yaşanıyor. Güç mücadeleleri arasında, ortaya çıkacak yeni rejimin niteliği belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik, hem İran devleti hem de İran halkı için zor ve sancılı günlerin habercisidir

    +0
    -0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.