

Hani hep deriz ya, “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk!” İngilizler…
Bir zamanlar dünyanın dört bir yanını yönetmiş, krallıklar kurmuş, imparatorlukları parçalamış, nice ülkelerin kaderini belirlemiş bir devlet.
Peki, gerçekten battı mı o güneş?
Yoksa İngilizler, imparatorluklarını kaybettikten sonra da dünyayı başka yöntemlerle etkilemeye devam mı ediyorlar?
Hani şu meşhur James Bond, 007 filmlerindeki gibi… Hep perde arkasında, hep sessiz, hep birkaç hamle sonrasını hesaplayan İngiliz aklı!
Abarttığımı düşünenler olabilir. Ama İngilizlerin dünya siyasetindeki etkilerini yazmaya kalksak herhâlde onlarca cilt kitap ortaya çıkar.
Düşünün, koskoca Çin bile Hong Kong’u ancak 1997’de İngiltere’den geri alabildi. Orta Doğu’daki krallıkların Londra ile ilişkilerini, Afrika’yı, Asya’yı, hatta Türkiye üzerindeki tarihsel İngiliz etkisini bir düşünün!
Ama bugün konumuz İngiliz İmparatorluğu’nun tarihi değil.
Konumuz, Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşın bir türlü bitmemesinde İngilizlerin oynadığı rol!
Trump barış diyor, İngilizler hesap yapıyor!
Amerika’da Trump çıkıyor, “Ben savaşları bitireceğim, dünyaya barış getireceğim!” diye bağırıyor.
İyi de kardeşim, dünya siyaseti seçim meydanlarında atılan sloganlarla mı yönetilir?
Trump için bugün bir anlaşma imzalansın, kameralar karşısında el sıkışılsın, ardından “Bu savaşı da ben bitirdim!” desin, yeterli olabilir.
Peki, beş yıl, on yıl sonra ne olacak?
İşte bana kalırsa İngilizler tam da bunu hesaplıyor.
Londra açıkça diyor ki: Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarını elinde tutmasına izin veren, güvenlik garantilerinden yoksun bir anlaşma, Moskova’nın yeniden güçlenmesine ve ileride tekrar saldırmasına yol açabilir.
Şimdi İngilizler haksız mı?
Bence değil!
Gürcistan’ı hatırlayın, 2014’te Kırım’ın ilhakını hatırlayın, 2022’de Ukrayna’nın işgalini hatırlayın!
Hatta daha geriye, İkinci Dünya Savaşı yıllarına gidelim.
Finlandiya’yı unutmayın!
Finlandiya, 1917 yılında Rus İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmıştı. Ama ne oldu? Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği, 30 Kasım 1939’da Finlandiya’ya saldırdı!
Küçücük Finlandiya, koskoca Sovyet ordusuna karşı 105 gün direndi. Bağımsızlığını korudu ama topraklarının önemli bir bölümünü kaybetti.
Demek istediğim şu: Moskova’nın geçmişine bakınca aynı endişe tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.
Biraz palazlanmaya görsünler, hop, bir komşunun kapısına dayanıyorlar!
Çarlık Rusyası, Sovyetler Birliği ve bugünkü Rusya elbette aynı siyasi rejimler değil. Ama komşu ülkeler üzerindeki nüfuz mücadelesinin tarih boyunca nasıl tekrarlandığını da görmezden gelemeyiz.
İşte İngilizlerin bugün Rusya konusunda yaptığı hesap belki de tam olarak bu!
Bugün Trump’ın siyasi zaferi olsun diye yapılacak aceleci bir barış, yarın Avrupa’nın başına çok daha büyük sorunlar açabilir.
Boris Johnson’ın Kiev ziyareti tesadüf müydü?
Hatırlayın, Mart 2022’de İstanbul’da Ruslarla Ukraynalılar barış görüşmeleri yapıyordu.
Tam o dönemde, 9 Nisan’da İngiltere Başbakanı Boris Johnson kalktı, Kiev’e gitti.
Zelenski ile görüştü.
Ne konuşuldu, ne sözler verildi, İngiltere’nin telkinleri ne kadar etkili oldu?
Bunların hepsi hâlâ tartışılıyor.
Elbette ortada imzalanmaya hazır, bütün meseleleri çözülmüş bir barış anlaşması yoktu. Dolayısıyla “Johnson gitti, barışı tek başına bozdu” demek doğru olmaz.
Ama İngiltere’nin o günkü tavrını da görmezden gelemeyiz.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta şu:
İngilizler barışa mı karşı, yoksa Rusya’nın güçlenerek çıkacağı bir barışa mı?
Bence meselenin püf noktası burada!
Osmanlı’yı, Arabistanlı Lawrence’ı unutmayın!
Biz Türkiye’de İngiliz siyasetini iyi biliriz.
Arabistan çöllerinde dolaşan, bir Arap kadar iyi Arapça konuşan, aşiretleri tanıyan o meşhur Lawrence’ı hatırlayın.
Filmleri yapıldı, kitapları yazıldı.
Osmanlı’nın parçalanmasında İngilizlerin oynadığı rolü kim inkâr edebilir?
Elbette koskoca Osmanlı’yı tek başına İngilizler yıkmadı. Ama Birinci Dünya Savaşı sonrasında Orta Doğu’nun haritasının çizilmesindeki rollerini de unutmayalım.
Bugün bile o dönemin sonuçlarını yaşamıyor muyuz?
İşte büyük devlet aklı dediğim şey bu!
Günü kurtarmak başka, elli yıl sonrasını hesaplamak başka.
İngiltere’nin 2025’te Ukrayna ile imzaladığı 100 yıllık ortaklık anlaşmasına bakın.
Tam yüz yıl!
Savunmadan enerjiye, ticaretten Karadeniz güvenliğine kadar uzanan bir anlaşma.
Demek ki İngilizler sadece bugünün savaşını değil, gelecek nesillerin dünyasını da düşünüyor.
Peki, İngilizler Avrupa’nın geleceğini mi kurtarıyor?
Bir de Avrupa’nın durumuna bakalım.
Nüfus yaşlanıyor, gençler azalıyor, ekonomiler zorlanıyor, savunma harcamaları artıyor.
Böyle bir Avrupa’nın karşısında, Ukrayna savaşından daha da güçlenerek çıkmış bir Rusya düşünün.
Bugün ucuza kapatıldığını sandığımız savaş, yarın Avrupa’ya çok daha pahalıya patlamaz mı?
Belki de İngilizlerin görmek istediği tam olarak bu tabloyu önlemek.
Washington’daki popülist siyasetçiler, “Ben savaşı bitirdim!” diyerek alkış toplamanın peşindeyken, Londra’daki devlet aklı yirmi yıl sonrasını hesaplıyor olabilir.
Tabii burada bir gerçeği de unutmayalım.
Savaş uzadıkça ölenler siyasetçiler değil! Ukrayna’da evleri yıkılan, çocuklarını kaybeden, yerlerinden edilen milyonlarca insan var. Rus aileleri de savaşın ağır bedelini ödüyor.
Dolayısıyla barışı geciktirmenin de çok ağır bir sorumluluğu var.
Ama benim asıl sorum şu:
Bugün yapılacak bir barış, yarının daha büyük savaşını önleyebilecek mi?
İngilizlerin bütün hesabı Avrupa’nın güvenliği mi, yoksa kendi büyük devlet çıkarları mı?
Belki ikisi birden!
Ben İngiliz siyasetinin hayranı değilim. Tarihte yaptıklarını da unutmuyorum.
Ama yüzlerce yıllık devlet tecrübesini, diplomasisini, istihbaratını ve uzun vadeli hesaplarını küçümsemek de bana pek akıllıca gelmiyor.
Belki bugün İngilizlerin Rusya-Ukrayna savaşındaki ısrarını anlamakta zorlanıyoruz. Belki de bu siyasetin Avrupa’ya ne kazandırdığını veya ne kaybettirdiğini yıllar sonra göreceğiz.
Kim bilir…
Yoksa üzerinde güneş batmayan imparatorluğun güneşi hâlâ batmadı da biz mi battı zannediyoruz?
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Haber Müdürü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
19733 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10313 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9237 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5389 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4898 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.