
Fransa yine sokaklarda.
Bu kez başrolde lise öğrencileri var. Okulların önünde barikatlar, sokaklarda polis, yer yer çatışmalar, göz yaşartıcı gazlar, yanan çöpler ve lastikler…
Fransa’da protesto denildiğinde aslında kimse çok şaşırmıyor. Fransızların sokakla, gösteriyle, grevle ilişkisi yeni değil. Hak aramanın, hükümete tepki göstermenin ve siyaseti sokağa taşımanın neredeyse ülkenin siyasi kültürünün bir parçası olduğunu söylemek mümkün.
HaberFin olarak Fransa’dan, okuyucumuz ve tanınmış YouTuber Korsikalı Hıdır’a da sorduk.
Hıdır oldukça rahattı.
Onun anlattığı Fransa’da, sokaklarda yeni yetme lise öğrencilerinin yaktığı lastiklerin kokusu bile insanları artık pek şaşırtmıyor.
“Biz bunlara alıştık. Birkaç gün sonra biter” diyor.
Belki de haklı.
Ama mesele artık yalnızca Paris sokaklarındaki gösteriler değil.
6 Ekim’de Fransa genelinde 250 binden fazla öğrenci, öğretmen ve veli sokaklara çıktı. Gösterilerin temelinde okullardaki personel eksiklikleri, kötüleşen fiziki koşullar ve eğitime daha fazla kaynak ayrılması talepleri bulunuyor.
Asıl soru şu: Fransa’nın istediği bu parayı verecek gücü var mı? Ve bizim açımızdan daha önemli soru: Fransa’daki ekonomik sıkıntılar Finlandiya’yı ne kadar ilgilendiriyor?
Olli Rehn’den dikkat çekici uyarılar
Tam da bu noktada Finlandiya Merkez Bankası Başkanı Olli Rehn’in açıklamaları önem kazanıyor. Olli Rehn sıradan bir merkez bankası başkanı değil.
Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini yakından takip edenler onu çok iyi hatırlayacaktır. Rehn, bir dönem Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu komiseriydi ve Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki en kritik yıllarda Brüksel’deki önemli isimlerden biriydi. Daha sonra Avrupa Komisyonu’nda ekonomi ve parasal işlerden sorumlu görevlerde bulundu. Bugün ise Finlandiya Merkez Bankası’nın başında. Finlandiya cumhurbaşkanlığı seçiminde de aday oldu ancak seçilemedi ve Merkez Bankası Başkanlığı görevine devam etti.
HaberFin olarak, Türkiye’nin AB sürecinin o dönemlerini kendisine sormak istediğimiz çok şey vardı. Ancak Merkez Bankası Başkanlığı görevi devam ettiği için siyasi içerikli konularda görüşme konusunda doğal olarak oldukça temkinli davranıyor. Fakat bugün söylediği ekonomik sözler de az önemli değil.
Rehn, Fransa’daki ekonomik ve siyasi krizin çözümünün öncelikle Fransa’nın kendi içinde bulunması gerektiğini söylüyor. Başka bir ifadeyle: Fransa’yı diğer euro ülkelerinin kurtarmasını beklemek çözüm değil.
Fransa’nın çok yüksek olan kamu açığını kontrol altına alması ve uzun vadede kamu maliyesine olan güveni yeniden sağlaması gerekiyor. Ancak sorun yalnızca Fransa değil. Rehn’e göre euro ülkelerinin büyük bölümünün kamu maliyesinde sorun bulunuyor. Hatta konu Avrupa ile de sınırlı değil.
Olli Rehn çok çarpıcı bir karşılaştırma yaptı:
Euro bölgesindeki kamu açığı yaklaşık yüzde 3–3,5 düzeyindeyken ABD’de bu oranın yaklaşık yüzde 7 civarında olduğunu söyledi. Yani dünyanın en büyük ekonomisi de borçlanıyor. Avrupa borçlanıyor. Fransa borçlanıyor. İtalya borçlanıyor. Finlandiya borçlanıyor. Ve dünya giderek daha pahalı borçlanıyor.
Fransa hapşırırsa…
Almanya ve Fransa için yıllardır “Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkeleri” denilir. Bu söz boşuna söylenmiş değil. Fransa euro bölgesinin en büyük ekonomilerinden biri. Dolayısıyla Fransa’nın borçlanma maliyetinin artması, yatırımcı güveninin zayıflaması veya siyasi sistemin gerekli ekonomik kararları alamaması yalnızca Paris’in problemi olarak kalmaz.
Ben bunu daha basit anlatayım: Almanya veya Fransa hapşırırsa, Avrupa’nın küçük ekonomileri nezle olur. Finlandiya da bunlardan biri.
Finlandiya ekonomisi zaten son yıllarda çok güçlü bir büyüme görüntüsü vermiyor. Kamu borcu tartışması her gün ülkenin gündeminde. Olli Rehn’in mesajında bu nedenle yalnızca Fransa’ya değil, Finlandiya’ya yönelik de açık bir uyarı var: Kamu maliyesini sonsuza kadar borçlanarak çeviremezsiniz.
Çünkü borcun faizi yükseldikçe devlet bütçesinde okula, hastaneye, sosyal yardımlara, yatırımlara ayrılabilecek para faize gitmeye başlıyor. Ve işte Fransa sokaklarında bugün yaşananların ekonomik tarafı tam da burada başlıyor.
Gençler daha iyi okullar ve daha fazla kaynak istiyor. Hükümet ise bütçe açığını azaltmak istiyor. Bir tarafta “daha fazla harcayın” diyen sokak var. Diğer tarafta “harcamaları azaltın” diyen ekonomi var. Siyasetin çözmesi gereken düğüm de bu.
Finlandiya’nın gözü Ukrayna’da
Finlandiya açısından bir başka önemli konu ise Ukrayna. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş Finlandiya ekonomisini doğrudan ve dolaylı olarak etkiledi. Doğu ticaretinin büyük ölçüde ortadan kalkmasının etkilerini hala hissediyoruz. Bu nedenle savaşın sona ermesi yalnızca güvenlik açısından değil, Finlandiya ekonomisinin geleceği açısından da son derece önemli olacak. Çünkü Ukrayna’nın yeniden inşası önümüzdeki yılların dünyanın en büyük yatırım projelerinden biri olacak.
Dünya Bankası, Avrupa Komisyonu, Birleşmiş Milletler ve Ukrayna hükümetinin Şubat 2026’da yayımladığı ortak değerlendirmeye göre ülkenin önümüzdeki on yıllık yeniden yapılanma ve toparlanma ihtiyacı yaklaşık 588 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda.
İnşaat, enerji, temiz teknoloji, dijital altyapı, telekomünikasyon, mühendislik ve savunma gibi alanlarda güçlü şirketleri bulunan Finlandiya’nın bu büyük yeniden yapılanmadan pay almaması düşünülemez.
Bu nedenle Finlandiya ekonomisinin önümüzdeki yıllardaki seyri yalnızca Helsinki’de verilecek kararlara bağlı olmayacak. Paris’e de bakacağız. Berlin’e de. Kiev’e de. Washington’a da.
Avrupa’nın başka köşeleri de sakin değil Üstelik Fransa tek örnek değil.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez erken seçim kararı aldı. Seçim 29 Kasım 2026’da yapılacak. Tam da bugünlerde İspanya Kralı VI. Felipe ve Kraliçe Letizia Finlandiya’da devlet ziyaretinde bulunuyorlar. Ziyaretin gündeminde Avrupa güvenliğinden Ukrayna’ya, ticaretten savunmaya kadar çok sayıda konu var.
Bir başka ilginç gelişme İngiltere’de yaşanıyor
Brexit’in üzerinden yıllar geçti ama İngiltere’de Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden yakınlaştırılması artık daha açık biçimde tartışılıyor. Kamuoyu araştırmalarında AB’ye yeniden katılmayı destekleyenlerin oranının arttığını gösteren sonuçlar var; Britanya siyasetinde tek pazar, gümrük birliği ve AB ile daha yakın hukuki uyum seçenekleri yeniden masaya geliyor.
Yani Avrupa’nın batısı siyasi ve ekonomik belirsizliklerle uğraşıyor. Doğusunda savaş devam ediyor. Ortadoğu’yu ise ayrıca tarif etmeye gerek var mı?
Enerji fiyatları, savaşlar, silahlanma, göç, ekonomik durgunluk, devletlerin artan borçları ve toplumların giderek sertleşen siyasi kutuplaşması…
Olli Rehn de 6 Ekim’de yaptığı değerlendirmede, Ortadoğu’daki çatışmalar uzadıkça enerji fiyatlarındaki yükselişin diğer fiyatlara ve ücretlere yayılma riskinin büyüdüğüne dikkat çekti.
Üçüncü Dünya Savaşı mı?
Uzun süredir “Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı?” diye tartışıyoruz. Belki de soruyu başka türlü sormak gerekiyor.
Dünyanın dört bir yanında devam eden savaşlar, ekonomik cepheleşmeler, ticaret savaşları, silahlanma yarışı, toplumsal ayaklanmalar ve ülkelerin giderek artan borç yükleri düşünüldüğünde;
Üçüncü Dünya Savaşı nasıl olur diye beklerken, dünya zaten ondan daha az ürkütücü olmayan bir dönemin içine girmiş olabilir mi? Fransa sokaklarındaki yanan bir lastik Helsinki’den çok uzakta görünebilir.
Ama o lastiğin dumanının arkasında Fransa’nın bütçe açığı, yükselen faizler ve Avrupa’nın geleceği varsa mesele bizi de ilgilendiriyor. Çünkü Avrupa’nın ekonomileri birbirine bağlı.
Euro ortak. Piyasalar ortak. Güvenlik sorunları ortak. Ve bugün Paris’te başlayan ekonomik bir sarsıntının yarın Helsinki’deki vatandaşın kredi faizine, işine, vergisine veya satın alma gücüne dokunması hiç de uzak bir ihtimal değil.
İşte Olli Rehn’in anlattıklarından benim çıkardığım en önemli sonuç da bu: Fransa’nın sorunu yalnızca Fransa’nın sorunu değildir. Ama Fransa’nın sorununu önce Fransa çözmek zorundadır.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Haber Müdürü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
19642 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10284 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9214 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5363 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4877 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.