

Finlandiya’da, Helsinki Belediyesi, yabancıların –özellikle de mutedeyyin Müslüman ailelerin– yoğun olarak yaşadığı Vuosaari bölgesinde, cumartesi günü son derece anlamlı bir etkinliğe imza attı.
Hava sıcaklığının –14 ile –18 derece arasında değiştiği zorlu kış şartlarında, henüz Ramazan ayı başlamamışken, belediye Müslüman aileler ve çocukları için Ramazan’a merhaba etkinliği düzenledi.

Çocuklara yönelik dini içerikli etkinlikler planlandı; pony atları, at arabaları eksi derecelerde dışarı çıkarıldı. Amaç belliydi:
Çocukları eğlendirmekten öte, onların dinlerini yaşayacakları aya değer verildiğini hissettirmek.
Bunu görünce ister istemez hayrete düştüm. Çünkü bu, sadece bir organizasyon değil; insana verilen değerin, eşit yurttaşlık anlayışının ve samimi bir toplumsal yaklaşımın göstergesiydi.
Helsinki Belediyesi, Noel döneminde Hristiyan çocuklar için nasıl etkinlikler düzenliyorsa, Müslümanların yoğun yaşadığı mahallelerde de aynı hassasiyetle Ramazan etkinlikleri düzenliyor. Üstelik sadece Vuosaari ile sınırlı kalmadan, Helsinki’nin farklı semtlerindeki ailelere de duyuru yaparak.
Peki, belediyenin bu yaklaşımının Müslüman aileler üzerindeki etkisini tahmin etmek mümkün mü?
Müslümanların geldiği coğrafyaları bilenler iyi bilir:
“Bu Hristiyan ülkede çocuklarımızı kaybetmeyelim, içkiye, kumara, yanlış yollara sapmasınlar” diye titreyen aileler vardır. Son yıllarda Finlandiya medyasında sıkça yer alan, çocuklarını Somali’ye götürüp birkaç yıl dini eğitim verdikten sonra tekrar Finlandiya’ya getiren aile örnekleri de bunun bir yansımasıdır.
Şunu açıkça sormak gerekir:
Bu ülkede gerçekten herhangi bir ailenin, Müslüman çocukları Hristiyanlaştırmak gibi bir niyeti var mı?
Asla.
Çünkü Finlandiya eğitim sisteminde, farklı dinlere mensup çocukların bulunduğu okullarda her çocuk kendi dinine göre din eğitimi alır. Bunun için okullara ayrılmış ciddi bütçeler vardır. Müslüman öğrencilerin yoğun olduğu okullarda domuz eti verilmez, onlar için özel yemekler çıkarılır.
Spor dersleri kapsamında yüzme olduğu için, kız çocuklarının erkeklerle birlikte havuza girmesini istemeyen ailelere de pozitif ayrımcılık uygulanır. Haftanın belirli bir günü sadece kız çocuklarına özel yüzme saatleri ayarlanır, hatta belediye tarafından yüzme öğretmeni desteği sağlanır.
Bugün Finlandiya’da okullarda giderek artan ciddi bir Müslüman öğrenci nüfusu vardır. Fin ailelerde çocuk sayısı hızla düşerken, göçmen aileler –özellikle Somali kökenli Müslümanlar– daha yüksek çocuk sayısına sahiptir. Bu demografik gerçeklik, belediyelerin okullarda Müslüman çocuklara yönelik daha fazla destek ve düzenleme yapmasını da beraberinde getirmektedir.
İşin ironik yanı şu ki:
Bu ailelerin geldikleri ülkelerde bile çocuklar, Finlandiya’daki kadar düzenli ve sistemli bir dini eğitim alma imkânına sahip değildi. Zira birçok yoksul ülkede ne okul vardır ne de nitelikli eğitim.
Ancak burada başka bir sorun başlıyor.
İslam’ın farklı mezhep ve yorumları, okullarda “hangisine uyacağız?” sorusunu doğuruyor. Özellikle kuzey ülkelerinde, güneşin kışın çok az göründüğü, yazın ise neredeyse hiç batmadığı dönemlerde oruç saatleri ciddi tartışmalara yol açıyor. Bu tartışmalar ister istemez okullara da yansıyor.
Geçmiş yıllarda Ramazan yaz aylarına denk geldiğinde;
bir buçuk saat içinde iftar, akşam namazı, yatsı, teravih, sahur ve sabah namazını aynı zaman diliminde yapmak zorunda kalan aileler oldu. Doktor olan, annesi Fin babası yabancı bir ailenin çocuklarını Müslüman olarak yetiştirme sürecinde yaşadığı zorluklara bizzat tanıklık ettim.
Bu tür sorunlar arttıkça, Finlandiya eğitim sistemi de zaman zaman bu yükün altında zorlanıyor. Afrika ülkelerinden gelen Müslümanlar arasında, farklı İslami yorumlar sebebiyle yaşanan fikir ayrılıkları, çözüm üretmeyi daha da güçleştiriyor.
Finlandiya İslam Birliği sözcülüğü yaptığım dönemde, Eğitim Bakanlığı yetkilileri bizden bu sorunlara dair tavsiye almak üzere gelmişti. O süreçte, bu ülkede kendi fetvasını verebilecek imamlar kurulu oluşturulması, hatta Helsinki Üniversitesi bünyesinde imam yetiştirilmesi gibi konuları gündeme getirdik.
Ne yazık ki, farklı mezhep ve görüşler arasında ortak bir zemin bulunamayınca, Finlandiya İslam Birliği (SINE) dağıldı ve devlet desteği kesildi. Sorunlar çözülemediği gibi, eğitim sistemi de bundan olumsuz etkilendi. Bu nedenle bazı Fin aileler, yabancı nüfusun yoğun olduğu bölgelerde çocuklarını İsveççe okullara göndermeyi tercih etmeye başladı.
Tüm bunlara rağmen şunu açıkça söylemeliyim:
Helsinki Belediyesi’ni alkışlıyorum.
Samimi, iyi niyetli, insan merkezli bir anlayışla Müslümanların sorunlarına çözüm üretmeye çalışıyorlar. Ramazan öncesi “Eid Mubarak” sloganlarıyla, zor iklim şartlarına rağmen çocukların dinlerini yaşayabilmeleri için ciddi harcamalar yapıyorlar.
Şimdi soruyorum:
Müslümanlar, Helsinki Belediyesi’nin bu yaklaşımı için “Allah razı olsun” der mi? Ben hep diyorum.
Abdullah Bilal Dalkilic, HaberFin Editörü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17514 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10004 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9018 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5156 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4739 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.