

Finlandiya, özgürlük ve özellikle basın özgürlüğü endekslerinde neden her zaman en üst sıralarda yer alıyor? Bu soru sıkça soruluyor. Daha da önemlisi şu: Finlandiya’da basın özgürlüğü gerçekten var mı, yoksa bu sadece kağıt üzerindeki bir başarı hikayesi mi?
Önce kavramı netleştirelim. Basın özgürlüğü, gazetecilerin ve medya kuruluşlarının devlet baskısı, sansür, tehdit ya da ekonomik yaptırım korkusu olmadan haber yapabilmesi demektir. Finlandiya’da bu özgürlük, yalnızca bir ilke olarak değil, günlük hayatın doğal bir parçası olarak yaşanıyor.
Fin basınının devlet tarafından sansüre uğradığını söylemek neredeyse imkansız. Elbette hatalar yapılabilir; yanlış haberler, eksik bilgiler yayımlanabilir. Ancak bu durumlar siyasi müdahalelerle değil, bağımsız mahkemeler yoluyla çözülür. Finlandiya’daki yargı sistemi de tamamen özgür ve yürütmeden bağımsızdır. Mahkemeler, iktidarın değil hukukun tarafındadır.
Bir diğer önemli nokta ise şu: Finlandiya’da RTÜK veya İletişim Başkanlığı benzeri, hükümetin ya da siyasi otoritenin çıkarlarını korumakla görevli bir denetim kurumu yoktur. Devlet, medyayı hizaya sokacak mekanizmalar üretmez. İnsanlar düşüncelerini özgürce yazar, çizer ve konuşur.
Bunu teoriden değil, bizzat yaşadığımız tecrübeden söylüyorum. Yaklaşık yedi yıldır yayıncılık yapıyoruz. Bu süre içinde herhangi bir resmi müdahaleyle, uyarıyla ya da baskıyla karşılaşmadık. Aldığımız tepkiler varsa, onlar da devlet kaynaklı değil; kendi toplumumuz içindeki bağnaz ve tahammülsüz reflekslerden geliyor.
Finlandiya’da basının gerçekten özgür olduğunun en net göstergesi ise kamu yayıncısı Yle’dir. Yle, iktidarı yani teknik olarak kendi patronunu, açık ve sert bir dille eleştirebilmektedir. Geçtiğimiz yıl Orpo hükümetinin Yle’nin bütçesinde kesintiye gitmesi, hükümet ile kamu yayıncısı arasında ciddi bir gerilime yol açtı. Yle bu durumu “haksızlık” olarak nitelendirdi ve bunu yine basın yoluyla kamuoyuna taşıdı. Hükümet de kendi görüşlerini açıkladı. Tartışma günlerce sürdü.
Sonuç ne oldu?
Kimse görevinden alınmadı.
Kimse koltuğunu kaybetme korkusu yaşamadı.
Bu durum bile başlı başına, basın özgürlüğünün ne anlama geldiğini gösteriyor.
Daha yakın bir örnek ise Yle’nin İçişleri Bakanı’nı çok sert ifadelerle eleştirmesi oldu. Yayınlarda “despot” kelimesine varan ağır eleştiriler yer aldı. Buna rağmen bakan, eleştirilere ölçülü bir dille yanıt verdi ve konu büyütülmeden kapandı. Ne dava açıldı, ne tehdit edildi, ne de yayın yasağı gündeme geldi.
Çünkü Finlandiya’da basın, devletin düşmanı değil; devletin denetim mekanizmasıdır.
Burada çok önemli bir noktayı da vurgulamak gerekiyor:
Basın özgürlüğü, sınırsızlık anlamına gelmez.
Fin basını, kanunlardan çok etik değerlere dayanarak güçlü bir otokontrol uygular. Bu etik kuralları kimse basına dikte etmez. Gazeteciler, toplum çıkarlarını, mahremiyet sınırlarını ve sorumluluklarını kendileri bilir.
Bu yüzden Finlandiya’da:
Çünkü gazeteciler zaten o sınırları aşmaz.
Basın bildirileri son derece dikkatli hazırlanır. Olaylara odaklanılır; cinsiyet, milliyet, etnik köken gibi ayrıntılar çoğu zaman bilinçli olarak dışarıda bırakılır. Fotoğraf kullanımı ise başlı başına bir hassasiyet konusudur. Yüzler mümkün olduğunca gösterilmez. Reşit olmayan çocukların fotoğrafları yayımlanmaz; hatta fotoğraflarının çekilmesi bile hoş karşılanmaz.
Kan, şiddet, parçalanmış cesetler, kavga, silah görüntüleri ya da kazaya karışmış araçlar genellikle haberlerde yer almaz. Amaç sansasyon değil, bilgilendirmedir.
Bu tabloyu Türk basınıyla karşılaştırmak ise neredeyse imkânsız. Finlandiya’da:
Eleştirilenler de aynı ölçülülükle cevap verir. Kimse sınırlarını aşmaz.
Gazetecilerin iktidar gezilerine “uçak mürettebatı” gibi dahil edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Zaten Finlandiya Cumhurbaşkanlığı’nın gösterişli, lüks bir özel uçağı da yoktur. Cumhurbaşkanı ya tarifeli uçuşları kullanır ya da savunma kuvvetlerine ait uçaklarla seyahat eder. Gazeteciler bu gezilere davet edilmez; katılmak isteyenler masraflarını kendileri karşılar.
Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Finlandiya’da sansür yok denecek kadar azdır. Ama bu, sorumsuzluk olduğu anlamına gelmez.
Basın kendi sınırlarını bilir, devlet sınırlarını bilir, siyasetçi sınırlarını bilir. Herkes görevini aşmadan yaptığında, özgürlük zaten kendiliğinden ortaya çıkar.
Belki de Finlandiya’nın basın özgürlüğündeki başarısının sırrı tam olarak burada yatıyor.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17137 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
9862 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
8867 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5005 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4636 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.