

Bu yazı Venezuela gezisi sonrası 2019 yılında HaberFin editörümüz tarafından kaleme alınmıştır.
Dünyada gezip gördüğüm yaklaşık doksan ülke arasında Venezuela, hiç kuşkusuz en güzellerinden biridir.
Venezuela’ya iki kez gittim. İlk seyahatim 2012 yılında gerçekleşti. O yolculuk, sadece bir gezi değil; bir ülkenin nasıl yavaş yavaş çökertildiğine tanıklık ettiğim bir hafıza yolculuğuydu.
Ekvator kuşağında yer alan bu ülke; yağmur ormanları, Canaima Milli Parkı, Angel Şelalesi, uçsuz bucaksız nehirleri ve bereketli topraklarıyla adeta yeryüzü cennetlerinden biridir. Canaima bölgesini gezdiğimde, “Dünya buraya bütün güzelliğini bırakmış” demiştim.

Başkent Caracas’tan başlayan maceralı bir otobüs yolculuğuyla Ciudad Bolívar, Canaima, Angel Şelalesi ve Maracaibo üzerinden Kolombiya’ya geçmiştim. Ancak doğanın bu ihtişamı, insan eliyle yaratılmış büyük bir karanlığı gizliyordu.
Chávez Dönemi: Popülizmin Zirvesi, Devletin Çöküşü
2012’de ilk ziyaretimde, Venezuela’nın efsanevi lideri Hugo Chávez hayattaydı. Ağır hastaydı ama hâlâ iktidardaydı. Chávez hakkında çok şey okudum, dinledim, gördüm. Tek kelimeyle popülist bir liderdi.
1998’de, başarısız bir askerî darbe girişiminin ardından halkın karşısına “refah”, “adalet” ve “Amerikan emperyalizmine karşı bağımsızlık” vaatleriyle çıktı ve Venezuela’nın 45. Cumhurbaşkanı seçildi.
2000 yılında seçimleri yenileyerek konumunu sağlamlaştırdı. Ardından 2006 ve 2012 seçimlerini kazandı.
Ancak iktidar süresi uzadıkça Venezuela bir refah ülkesi değil, tek adam rejimine dönüştü. Her şey Chávez’in iki dudağı arasındaydı. Enflasyon o yıllarda bile yüzde 500’lere dayanmıştı. Bugün ise yüzde milyonlar seviyesinde.
Chávez’in sevmediği bir iş insanının ülkede yaşaması neredeyse imkânsızdı. “Amerikancı”, “emperyalist” yaftasıyla önce malına, sonra özgürlüğüne, en sonunda canına el konulurdu.
Maduro’nun Yükselişi: Metro Şoförlüğünden Başkanlığa
Nicolás Maduro’nun hikâyesi Venezuela’nın trajedisinin özeti gibidir.
1962 doğumlu Maduro, lise eğitimini bile tamamlamadan okuldan ayrıldı. Caracas’ta metro ve otobüs şoförlüğü yaptı. Aynı zamanda, dünyanın en yüksek suç oranına sahip şehirlerinden biri olan Caracas’ta bodyguardlık yaptı.
Rivayete göre Chávez, Caracas metrosuna bindiği bir gün Maduro ile tanıştı. Bıyıkları, tipi ve “sadakati” Chávez’in hoşuna gitti. Hastalığı ilerledikçe hem kendisine yakın bir koruma hem de yerine geçecek bir figür arıyordu.
Maduro’yu önce yanına aldı, ardından çeşitli görevlerle ön plana çıkardı. İspanyolca dışında tek kelime yabancı dil bilmeyen Maduro, bir anda Dışişleri Bakanı yapıldı. Sonrasında ise, Chávez ölmeden önce halkın önüne Cumhurbaşkanı adayı olarak adeta dikte edildi.
Karanlık Bir Ülke: Açlık, Korku ve Göç
Chávez döneminde Caracas, dünyanın en tehlikeli şehirlerinden biri hâline geldi. Akşam saat 21.00’den sonra sokağa çıkmak ciddi bir riskti. Elektrikler kesilir, şehir karanlığa gömülür, hayat dururdu.
Neredeyse tüm evlerde demir parmaklıklar ve tel örgüler vardı. Bunun nedeni sadece suç oranı değildi. Chávez’in taraftarlarına söylediği şu sözler kulaktan kulağa yayılmıştı: “Boş bir ev görürseniz girin, içinde oturun. O ev artık sizindir.” Bu zihniyet, hukukun tamamen ortadan kalktığının açık göstergesiydi.
Maduro döneminde ise tablo daha da ağırlaştı. Muhalefet susturuldu; muhalefet liderleri ya öldürüldü ya da hapse atıldı. Yüksek Mahkeme üyeleri sürgüne gönderildi, yerlerine rejime sadık isimler atandı.
Devletin tüm kaynakları; mafya, askerî yapı, emniyet ve güvenlik çevrelerine dağıtıldı. Halk ise açlığa ve ölüme terk edildi. Milyonlarca Venezuelalı, Kolombiya başta olmak üzere komşu ülkelere yürüyerek göç etmek zorunda kaldı.
Maduro, Lüks İçinde; Halk Açlıkta
Halk açlıktan ölürken Maduro’nun özel uçağıyla dünyayı dolaşması, İstanbul’da lüks restoranlarda et yemesi günlerce konuşuldu. Maduro ise tüm bunların “Amerikan manipülasyonu” olduğunu söyledi ve halkına, kendisinin de onlar gibi günde üç öğün yemek yediğini iddia etti.
2018’de sürgündeki Yüksek Mahkeme, Maduro’yu yolsuzluk ve hırsızlık suçlarından mahkûm etti ve Juan Guaidó’yu geçici başkan ilan etti. ABD ve birçok ülke bu kararı tanıdı.
Maduro ise Çin, İran, Rusya ve Türkiye’nin desteğini arkasına alarak iktidarda kalmayı sürdürdü.
Son Söz
Venezuela, doğal zenginliklerin bir ülkeyi kurtarmaya yetmediğinin en acı örneklerinden biridir.
Bir zamanlar cennet olan bu topraklar, popülizm, diktatörlük ve çıkar ilişkileriyle cehenneme çevrildi.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editöru
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17109 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
9843 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
8839 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
4988 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4626 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.
Teşekkür ederiz.
Yazilariniz bizlere bir çok konuda adeta ansiklopedi niteliginde bilgi sunmakta. Çok teşekkür ederim.