

Son yıllarda uluslararası krizlere verilen tepkiler, özellikle Batı dünyasının ve bu dünyanın bir parçası olan Finlandiya’nın tutarlılığı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı Avrupa ülkeleri ve Finlandiya güçlü, net ve organize bir duruş sergiledi. Siyasi yaptırımlar devreye alındı, ekonomik ambargolar uygulandı, Ukrayna’ya askeri ve insani destek sağlandı. Finlandiya’da medya ve siyaset kurumu da Ukrayna’daki sivil kayıpları geniş biçimde ve haklı olarak gündemde tuttu.
Ancak aynı hassasiyetin her kriz için gösterildiğini söylemek mümkün değil. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlar ya da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları söz konusu olduğunda, Batı başkentlerinde ve kamuoyunda aynı ölçekte bir tepki oluşmadı. Finlandiya’da da bu konular çoğu zaman daha sınırlı, daha temkinli ve daha düşük yoğunluklu bir tartışma çerçevesinde ele alındı. Bu durum, evrensel değerler söylemiyle siyasi pratik arasındaki mesafeyi görünür kılıyor.
Burada önemli bir ayrımı netleştirmek gerekiyor: İran veya Afganistan gibi ülkelerdeki otoriter rejimleri savunmamak, bu ülkelere yönelik her türlü müdahaleyi otomatik olarak meşru kılmaz. Bir yönetimin anti-demokratik olması, o ülkenin uluslararası hukuk dışı ya da keyfi askeri müdahalelere maruz kalmasını haklı çıkarmaz. Aynı şekilde bir tarafın haksızlığı, diğer tarafı kendiliğinden haklı yapmaz. Uluslararası ilişkilerde “karşı taraf daha kötü” argümanı, hukuki ve ahlaki tutarlılığın yerini alamaz. Batı’nın insan hakları söylemi, tam da bu noktada kendi sınavını vermektedir.
Eleştirilerin bir boyutu da medya görünürlüğü ile ilgilidir. İran’da 165 çocuğun hayatını kaybettiği bir okul saldırısı, Batı medyasında çoğu zaman bir bireysel suç haberi kadar geniş yer bulmazken; Avrupa’daki trajediler doğal olarak çok daha yoğun ve duygusal bir çerçevede işlenmektedir. Finlandiya basını da büyük ölçüde bu genel Batı eğiliminin dışında kalmamaktadır. Bu tablo, hangi mağdurun daha görünür ve daha “yakın” kabul edildiği sorusunu gündeme getirmektedir.
Elbette eleştiriyi yalnızca Batı’ya yöneltmek de eksik olur. Doğu dünyasında da benzer bir seçicilik göze çarpmaktadır. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı Batı yüksek sesle itiraz ederken, birçok Doğu ülkesi daha temkinli ya da sessiz kalmıştır. Ukrayna’da hayatını kaybeden siviller ve çocuklar, bazı toplumlarda Gazze’deki kayıplar kadar güçlü bir sembole dönüşmemiştir. Bu da küresel ölçekte empati ve ilke tutarlılığı sorununun yalnızca Batı’ya özgü olmadığını göstermektedir.
Toplumsal refleksler de benzer biçimde işlemektedir. Camilerde Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar için dualar edilirken, Ukrayna’daki çocuklar aynı yoğunlukta anılmamaktadır. Batı toplumlarında ise Ukrayna’daki kayıplar güçlü bir dayanışma sembolüne dönüşürken, başka coğrafyalardaki acılar daha sınırlı bir yankı bulabilmektedir. Herkes kendi mahallesinin acısına daha yüksek sesle tepki vermektedir.
Oysa evrensel insan hakları anlayışı, mağdurun kimliğine, dinine, coğrafyasına veya siyasi konumuna göre değişmemelidir. Finlandiya dahil Batı ülkeleri insan hakları konusunda örnek gösterilmek istiyorsa, bu ilkeselliği yalnızca stratejik çıkarlarla örtüştüğü durumlarda değil, her koşulda savunmak zorundadır. Nerede olursa olsun, kime karşı yapılırsa yapılsın haksızlığa karşı çıkabilmek; tutarlı bir etik duruşun ve gerçek anlamda insan olabilmenin temel göstergesidir.
Uluslararası siyasette çifte standart eleştirisi yeni değil. Ancak bugün gelinen noktada, Batı’nın ve Finlandiya’nın kendi pozisyonlarını daha cesur biçimde sorgulaması gerekmektedir. Hukuku ve insan haklarını seçici değil evrensel bir çerçevede savunmak, yalnızca siyasi değil ahlaki bir sorumluluktur. Aksi halde “benim mağdurum – senin mağdurun” ayrımı derinleşmeye devam edecek ve küresel vicdan, parçalı ve seçici bir refleks olmaktan öteye geçemeyecektir.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17883 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10033 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9050 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5181 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4751 kez okundu