

Bugün 30 Ağustos…
Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Büyük Zafer’in yıldönümünü kutluyor.
Finlandiya’dan Türkiye’ye baktığımda, iki ülkenin tarihlerinde dikkat çekici benzerlikler görüyorum.
Türkiye ile Finlandiya’yı, 20. yüzyılın başlarında imparatorlukların gölgesinden çıkarak kendi devletlerini ve cumhuriyetlerini kuran, benzer kaderlere sahip iki ülke olarak görmek çok da yanlış olmasa gerek.
Finlandiya, uzun yıllar Rus İmparatorluğu bünyesinde özerk bir Büyük Dükalık olarak yaşadı. 6 Aralık 1917’de bağımsızlığını ilan etti, 1919’da ise cumhuriyet oldu.
Türkiye ise Birinci Dünya Savaşı sonrasında çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından çok ağır bir bağımsızlık mücadelesine girişti. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın en önemli dönüm noktalarından biri, 30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi oldu. Yaklaşık 14 ay sonra, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
Biri kuzeyde, diğeri Anadolu’da…
Her iki ülkenin de önünde aynı temel soru vardı:
Kendi geleceğimizi kendimiz belirleyebilecek miyiz?
Bu noktada iki ülkenin askeri tarihinde iki önemli isim öne çıkıyor:
Mustafa Kemal Atatürk ve Carl Gustaf Emil Mannerheim.
Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuydu.
Mannerheim ise Finlandiya’nın bağımsızlığından sonra ülkenin en önemli askeri liderlerinden biri oldu. Özellikle Sovyetler Birliği’ne karşı verilen savaşlarda Finlandiya’nın bağımsızlığını korumasında büyük rol oynadı ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı yaptı.
Finlandiya, savaşların ardından Karjala’nın önemli bir bölümü dahil olmak üzere bazı topraklarını Sovyetler Birliği’ne bırakmak zorunda kaldı. Yüz binlerce Fin kendi yurtlarını terk ederek bugünkü Finlandiya sınırları içine yerleşti.
Dolayısıyla hem Türklerin hem Finlerin tarihi hafızasında vatan, toprak ve bağımsızlık kavramlarının özel bir yeri vardır.
İki ülke arasındaki belki de en güzel bağlantılardan biri ise eğitim alanında ortaya çıkıyor.
Rus yazar Grigory Petrov’un 1923 yılında yayımlanan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı kitabı, Finlandiya’nın eğitim, öğretmenler ve toplumsal kalkınma yoluyla nasıl ayağa kalktığını anlatıyordu.
Kitap 1928 yılında Türkçeye çevrildi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’de büyük ilgi gördü. Atatürk’ün de kitaba önem verdiği, özellikle eğitim ve devlet kadroları açısından Finlandiya örneğinin incelenmesini teşvik ettiği biliniyor.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü genç Türkiye Cumhuriyeti yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferle yetinmek istemiyordu. Yeni devletin eğitimli insanlar, öğretmenler ve güçlü kurumlarla geleceğe taşınması gerekiyordu.
Finlandiya bu açıdan dikkatle incelenen ülkelerden biriydi.
Üstelik Fince ile Türkçe arasında da dil yapısı bakımından bazı benzerlikler mevcut.
Elbette Türkiye ile Finlandiya’nın tarihleri birbirinin aynısı değil.
Ama iki ülkenin geçmişinde ortak ve güçlü bir duygu var:
Bağımsız yaşama arzusu.
Biri Anadolu’nun bozkırlarında, diğeri kuzeyin karları ve ormanlarında şekillenen iki farklı hikaye…
Ama her ikisinin de özünde aynı düşünce vardı:
“Bu topraklarda kendi geleceğimizi kendimiz belirlemek istiyoruz.”
Belki de Türkiye ile Finlandiya arasındaki en güçlü tarihi benzerlik tam olarak budur.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Haber Müdürü
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
19424 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10238 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9187 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5338 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4858 kez okundu