DOLAR 49,62100,14%
EURO 55,90640,35%
ALTIN 6.526,50-1,10
BITCOIN 41097760,16%
İstanbul
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Fransız gençler huzursuz, Finlandiya’da ise durum farklı
  • HaberFin
  • Yorum
  • Fransız gençler huzursuz, Finlandiya’da ise durum farklı
435 okunma

Fransız gençler huzursuz, Finlandiya’da ise durum farklı

ABONE OL
20 Ekim 2026 12:07
Fransız gençler huzursuz, Finlandiya’da ise durum farklı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Finlandiya’nın neden üst üste dokuz kez dünyanın en mutlu ülkesi seçildiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Ama nedenlerine geçmeden önce, Avrupa’nın farklı şehirlerinde gördüğümüz sokak olaylarının arka planına bir bakalım.

Dünyanın birçok ülkesini ziyaret ettim. Fransa’da, İngiltere’de, Belçika’da, hatta Almanya’da yaptığım gezilerde dikkatimi çeken şeylerden biri, gençlerin eğitim ve gelecek kurma imkanlarına aynı ölçüde ulaşamaması oldu. Ülkeler zengin olabilir; ancak o zenginliğin sunduğu fırsatlar her gence eşit biçimde yansıyor mu?

Aynı soruyu Finlandiya için sorduğumda farklı bir tablo görüyorum. Gençlerin ailelerinin maddi durumundan bağımsız olarak eğitim alabilmesini destekleyen güçlü bir sistem var. Üniversite eğitiminin Finlandiyalı ve diğer AB/AEA öğrencileri için genel olarak öğrenim harcı olmadan sunulması, bunun önemli bir parçası. Elbette dışarıdan gelen öğrenciler için programına ve durumuna göre ücretler söz konusu olabiliyor.

Bana göre bu anlayış, Finlandiya’nın mutluluk sıralamasındaki yerinin tesadüf olmadığını gösteriyor. İnsan, çocuğunun geleceğinin yalnızca cebindeki paraya bağlı olmadığını bildiğinde hayata başka türlü bakıyor.

Dün Türk televizyonlarında bir eğitim fuarında yapılan röportajları izledim. Yurt dışında, aralarında Finlandiya’nın da bulunduğu ülkelerde eğitim almak için çabalayan aileler ve öğrenciler vardı. Bazı gençlerin eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmek istemediklerini söylemeleri de dikkatimi çekti.

Elbette konumuz Türkiye değil. Ancak insan düşünmeden edemiyor: Gençler neden geleceklerini başka ülkelerde arıyor?

Avrupa’daki sokak olaylarına da biraz bu gözle bakıyorum. Özellikle Fransa’da zaman zaman sokakları savaş alanına çeviren gençlerin öfkesinde, eşit muamele görmedikleri düşüncesinin de payı olabilir mi acaba?

Dükkanları parçalamak, yağmalamak, insanların malına zarar vermek elbette kabul edilemez. Ama bu görüntüleri kınarken, arkasındaki birikmiş öfkeyi de sorgulamak gerekiyor. Dileğim, bu gerilimlerin daha büyük toplumsal çatışmalara dönüşmemesi.

Tekrar Finlandiya’ya dönelim.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın ve değişen ekonomik koşulların bu ülke üzerinde de etkileri var. İşsizlik ve geçim sıkıntısı burada da yaşanıyor. Buna rağmen Finlandiya’nın insanına ve gençlerine geçmişte yaptığı yatırımların değerini bugün daha açık görüyoruz.

Benim kanaatim, eğitimde fırsatların geniş tutulmasının ve zor durumda başvurulabilecek kurumların bulunmasının toplumsal huzura önemli katkı sağladığı yönünde. İnsan kendisini tamamen yalnız hissetmediğinde, yaşadığı toplumla kurduğu bağ da kolay kolay kopmuyor.

Sosyal desteklerin varlığı, sağlık hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk olarak görülmesi ve gençlerin eğitimine verilen önem, bu bağın parçaları. Sağlıkta beklemeler yok mu? Var. Ekonomik sıkıntılar yok mu? Onlar da var. Fakat bütün bunlara rağmen korunması gereken bir sistem ve yılların birikimi bulunuyor.

Belki de bana, “Sen sadece bardağın dolu tarafına bakıyorsun” diyeceksiniz.

Evet, dolu tarafını da görüyorum. Çünkü yıllardır burada yaşayan biri olarak, insana ve geleceğe yapılan yatırımın sonuçlarına tanıklık ediyorum.

Finlandiya ve diğer Kuzey Avrupa ülkelerinin bugün ulaştığı standartlarda, zamanında bilgiye, eğitime ve araştırma-geliştirmeye yaptıkları yatırımların büyük payı olduğuna inanıyorum. “Know-how” dediğimiz bilgi birikimi gökten inmiyor. İnsan yetiştiriyorsunuz, araştırmayı destekliyorsunuz; yıllar sonra bunun karşılığını alıyorsunuz.

Bir de haritaya bakın. Rusya gibi büyük ve güvenlik açısından ciddi kaygılar yaratan bir komşunun yanında, bu yaşam standartlarını oluşturmak ve korumak az şey mi?

Finlandiya’da suç da var, örgütlü suçla mücadele de. Ancak benim burada değer verdiğim, insanların kendi güçlerine veya birilerinin himayesine sığınmak yerine hukuka ve devletin kurumlarına güvenebilmesi. Bu güveni korumak, en az ekonomik büyüme kadar önemli.

Avrupa bugün nüfusunun yaşlanmasını ve ekonomik hantallığını konuşuyor. Peki elindeki gençlere yeterince yatırım yapıyor mu? Onlara yalnızca öğüt mü veriyor, yoksa önlerinde gerçekten kapılar mı açıyor?

“Ne ekersen onu biçersin” sözü tam da burada anlam kazanıyor.

Finlandiya’nın gelecekte de güçlü kalmasını istiyorsak, bugün övdüğümüz eğitim ve sosyal güven anlayışını korumamız gerekiyor. Başarıyı geçmişten devralmak yetmez; gelecek kuşaklara da aktarabilmek gerekir.

Ben Finlandiya’daki dostlarıma her zaman biraz da şakayla şöyle söylüyorum: “Arkadaşlar, sevişin! Finlandiya’nın nüfusunu çoğaltalım; dünyaya, başta da Avrupa’ya faydamız olsun!”

Birçok alanda üst sıraları hedefliyoruz; nüfusta da ilk beşe oynayalım bari!

Şaka bir yana, çocuk yetiştirmek için de geleceğe güvenmek gerekiyor. İşte Finlandiya’nın en değerli birikimi, bana göre insana bu güveni verebilmesi.

Mutluluk tesadüfen gelmiyor. İnsana ne ekiyorsanız, gelecekte onu biçiyorsunuz.

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Haber Müdürü

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.