DOLAR 45,1866 -0.01%
EURO 53,0642 0%
ALTIN 6.671,52-0,65
BITCOIN 34807041,64%
İstanbul

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Batı medeniyeti çöküşün eşiğinde: Fatura göçmenlere, müslümanlara kesiliyor
  • HaberFin
  • Yorum
  • Batı medeniyeti çöküşün eşiğinde: Fatura göçmenlere, müslümanlara kesiliyor
146 okunma

Batı medeniyeti çöküşün eşiğinde: Fatura göçmenlere, müslümanlara kesiliyor

ABONE OL
14 Şubat 2026 08:42
Batı medeniyeti çöküşün eşiğinde: Fatura göçmenlere, müslümanlara kesiliyor
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Avrupalı popülistlere, aşırı sağcılara göre göç sorunu, Avrupa’nın liberal, sosyal demokrat ve insan haklarına dayalı politikalarından kaynaklanıyor. Popülistler, bu politikalar nedeniyle Avrupa’nın giderek Hristiyanlıktan uzaklaştığını ve daha “renkli” bir hale geldiğini savunuyorlar.

Göçmenlere haklar verilmesi, vatandaşlık imkanı tanınması ve çok kültürlü yapının güçlenmesi, Batı medeniyetinin çözülmesi anlamına geliyor. Avrupa, insancıl yaklaşımı sebebiyle adeta intihar ediyor. Bu durum, aşırı sağcıların bakış açısına göre bir çeşit kendilerine ihanet.

Avrupa popülizme kayıyor

Bu düşünce Fransa’da Marine Le Pen, Hollanda’da Geert Wilders, Macaristan’da Viktor Orbán, İngiltere’de Nigel Farage, Almanya’da AfD ve Finlandiya’da Riikka Purra tarafından dile getiriliyor. Ayrıca Avrupa’da sosyal demokrat gibi görünen bazı partiler de milliyetçi bir çizgiye kaymaya başladı. Danimarka’da Mette Frederiksen ve Slovakya’da Robert Fico’yu buna örnek olarak gösterebiliriz.

Avrupa’daki popülist partilerin ortak özellikleri arasında İslam karşıtlığı, göç karşıtlığı ve beyaz üstünlükçü politikalar yer alıyor. Donald Trump da Avrupa’daki bu politikaları açıkça destekliyor. Bu partiler kendilerini “vatansever” olarak tanımlıyor. Ancak demokrasi ve insan hakları açısından bakıldığında bunlar sakıncalı, ırkçılığın da ötesine geçerek faşizme kadar uzanıyor.

Medeniyetler çatışması mı?

Popülistlerin “Avrupa’nın Müslümanlar ve Afrikalılar tarafından işgal edildiği, İslam kültürünün Avrupa’da erimeyeceği, aksine Avrupa’yı dönüştüreceği” yönündeki düşüncesi, Samuel P. Huntington’ın “The Clash of Civilizations” (Medeniyetler Çatışması) kitabındaki tezlerle benzerlik gösteriyor. Bu yaklaşıma göre Avrupa’nın “temizlenmesi”, daha az Müslüman, daha az Afrikalı ve daha fazla beyaz nüfusa sahip bir kıta haline gelmesi gerekiyor.

Nüfus azalıyor, boşanmalar artıyor

Ancak Avrupalıların bu dönüşümü nasıl sağlayacağını bildiklerini pek düşünmüyorum. Doğum oranları düşük. Demografik gerilemeyle birlikte boşanmalar artıyor, nikahsız birlikteliklerin süresi kısalıyor, aile yapısı küçülüyor ve insanlar giderek yalnızlaşıyor. Tüm bu gelişmeler, Batı medeniyetinin maddi ve manevi bir kriz yaşadığı yönündeki görüşleri besliyor.

Rusya tehdidi kapıda

Öte yandan Rusya tehdidi kapıda. Çin ise Avrupa için potansiyel bir başka tehlike. Avrupa’nın bu sorunları kendi iç dinamikleriyle çözüp çözemeyeceği tartışmalı.

Finlandiya, Rusya tarafından “dost olmayan ülkeler” kategorisine alındı. Giderek azalan Fin nüfusu, Rusya karşısında yeterli bir direnç gösterebilecek mi? Modern ve vurucu gücü yüksek silahlar, kapıdaki Rusya tehlikesini durdurabilecek kapasiteye sahip mi?

Göçmen politikacılar korkutuyor

New York ve Londra’nın Müslüman belediye başkanları tarafından yönetilmesi, Avrupa’daki aşırı sağ çevreleri ciddi biçimde rahatsız ediyor. Aynı durumun kendi ülkelerinde de yaşanma ihtimali onları endişelendiriyor. Finlandiya özelinde ise Nasima Razmyar, Daniel Sazonov, Suldaan Said Ahmed ve Fatim Diarra gibi göçmen kökenli isimlerin siyasette yükselmesi Riikka Purra’yı ve benzer düşünen çevreleri kaygılandırıyor.

Ayrıca göçmenlerin Finlandiya’da eğitim seviyelerinde belirgin bir artış gözleniyor, üniversitelerde önemli sayıda lisansüstü öğrenci var. Bu genç nüfus gelecekte Finlandiya’nın yönetiminde ve toplum yapısında daha büyük roller üstlenecek. Bu durum da demografik ve siyasi dönüşüm tartışmalarını derinleştiriyor.

Hrıstiyanlık kan kaybediyor

Bir diğer mesele ise Hristiyanlığın kan kaybetmesi. Hristiyanlığa destek zayıflarken deizm, ateizm ve farklı inanç biçimlerine yönelim artıyor. Hristiyanlar kiliseden uzaklaşıyor; buna karşılık göçmenler kendi inançlarını koruyor.

İslam Avrupa’da güçlü bir kültür

Batı kültürünün İslam kültürünü kendi bünyesinde eritemediği açıkça görülüyor. Artık Avrupa’da güçlü bir İslam kültürünün varlığından söz etmek mümkün. İslam, -radikal hareketleri ayrı tutulmak kaydıyla- dünya genelinde olduğu gibi Avrupa’da da temel ilkeleri çerçevesinde sıkı bir şekilde yaşanıyor. Müslümanlar farklı ülkelerden ve coğrafyalardan gelseler bile aralarındaki fark oldukça az. Müslümanlar bir bütünlük gösteriyor. Bu da Avrupa’yı endişelendiren unsurlardan biri.

Kilise sayısı azalıyor, mescid sayısı artıyor

Avrupalı popülistler Batı medeniyetini Hristiyanlık üzerinden yeniden ayağa kaldırabileceklerini düşünüyorlar. Bunun önündeki en büyük engelin ise göçmen Müslümanlar olduğunu savunuyor ve politikalarını İslam karşıtlığı üzerine kuruyorlar. Ancak Batı’da Hristiyanlığı yeniden canlandırmak isteyenlerin kendileri de güçlü dindar değiller. Kiliseler büyük ölçüde boş. Dolu olan bazı kiliselerde ise seküler milliyetçi kesimler bulunuyor. Avrupa’da kilise ve cemaat sayısı azalırken buna karşılık mescid sayısı artıyor. Mecut mescidler büyütülüyor.

Batı medeniyeti çöküşün eşiğinde

Batı medeniyeti çöküşün eşinde. Bu çöküşün nedeni İslam değil, bilim. Bilim yeni bir “din” haline getiriliyor ve Tanrısız bir evren tasavvuru oluşturulmaya çalışılıyor. “Din gider, bilim gelir; hayat daha anlamlı olur” anlayışı savunuluyor. Ancak atomun yapısını ya da hücreyi bilmek, fabrikalar kurmak, bilişimde çağ atlamak hayatı tek başına daha anlamlı hale getirmiyor. Tanrı’nın yerine konmak istenen bilim, manevi ihtiyaçları karşılayamıyor. Dini terk eden insan rehberini kaybediyor.

Savaşlar Batıyı bitiriyor

Orta Çağ’dan itibaren süregelen savaşlar, özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Batı’nın kendi kendine büyük zarar vermesine neden oldu. Batı hep kendi arasında savaşlar yaparak kendisini bitirdi ve bitirmeye de devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı da Avrupa coğrafyasında yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Cephede ve cephe gerisinde savaşanların büyük bölümü yine Avrupalılar.

Osmanlı İmparatorluğu dahi Batı’ya bu ölçüde zarar veremedi.

Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.