

Avrupalı popülistlere, aşırı sağcılara göre göç sorunu, Avrupa’nın liberal, sosyal demokrat ve insan haklarına dayalı politikalarından kaynaklanıyor. Popülistler, bu politikalar nedeniyle Avrupa’nın giderek Hristiyanlıktan uzaklaştığını ve daha “renkli” bir hale geldiğini savunuyorlar.
Göçmenlere haklar verilmesi, vatandaşlık imkanı tanınması ve çok kültürlü yapının güçlenmesi, Batı medeniyetinin çözülmesi anlamına geliyor. Avrupa, insancıl yaklaşımı sebebiyle adeta intihar ediyor. Bu durum, aşırı sağcıların bakış açısına göre bir çeşit kendilerine ihanet.
Bu düşünce Fransa’da Marine Le Pen, Hollanda’da Geert Wilders, Macaristan’da Viktor Orbán, İngiltere’de Nigel Farage, Almanya’da AfD ve Finlandiya’da Riikka Purra tarafından dile getiriliyor. Ayrıca Avrupa’da sosyal demokrat gibi görünen bazı partiler de milliyetçi bir çizgiye kaymaya başladı. Danimarka’da Mette Frederiksen ve Slovakya’da Robert Fico’yu buna örnek olarak gösterebiliriz.
Avrupa’daki popülist partilerin ortak özellikleri arasında İslam karşıtlığı, göç karşıtlığı ve beyaz üstünlükçü politikalar yer alıyor. Donald Trump da Avrupa’daki bu politikaları açıkça destekliyor. Bu partiler kendilerini “vatansever” olarak tanımlıyor. Ancak demokrasi ve insan hakları açısından bakıldığında bunlar sakıncalı, ırkçılığın da ötesine geçerek faşizme kadar uzanıyor.
Popülistlerin “Avrupa’nın Müslümanlar ve Afrikalılar tarafından işgal edildiği, İslam kültürünün Avrupa’da erimeyeceği, aksine Avrupa’yı dönüştüreceği” yönündeki düşüncesi, Samuel P. Huntington’ın “The Clash of Civilizations” (Medeniyetler Çatışması) kitabındaki tezlerle benzerlik gösteriyor. Bu yaklaşıma göre Avrupa’nın “temizlenmesi”, daha az Müslüman, daha az Afrikalı ve daha fazla beyaz nüfusa sahip bir kıta haline gelmesi gerekiyor.
Ancak Avrupalıların bu dönüşümü nasıl sağlayacağını bildiklerini pek düşünmüyorum. Doğum oranları düşük. Demografik gerilemeyle birlikte boşanmalar artıyor, nikahsız birlikteliklerin süresi kısalıyor, aile yapısı küçülüyor ve insanlar giderek yalnızlaşıyor. Tüm bu gelişmeler, Batı medeniyetinin maddi ve manevi bir kriz yaşadığı yönündeki görüşleri besliyor.
Öte yandan Rusya tehdidi kapıda. Çin ise Avrupa için potansiyel bir başka tehlike. Avrupa’nın bu sorunları kendi iç dinamikleriyle çözüp çözemeyeceği tartışmalı.
Finlandiya, Rusya tarafından “dost olmayan ülkeler” kategorisine alındı. Giderek azalan Fin nüfusu, Rusya karşısında yeterli bir direnç gösterebilecek mi? Modern ve vurucu gücü yüksek silahlar, kapıdaki Rusya tehlikesini durdurabilecek kapasiteye sahip mi?
New York ve Londra’nın Müslüman belediye başkanları tarafından yönetilmesi, Avrupa’daki aşırı sağ çevreleri ciddi biçimde rahatsız ediyor. Aynı durumun kendi ülkelerinde de yaşanma ihtimali onları endişelendiriyor. Finlandiya özelinde ise Nasima Razmyar, Daniel Sazonov, Suldaan Said Ahmed ve Fatim Diarra gibi göçmen kökenli isimlerin siyasette yükselmesi Riikka Purra’yı ve benzer düşünen çevreleri kaygılandırıyor.
Ayrıca göçmenlerin Finlandiya’da eğitim seviyelerinde belirgin bir artış gözleniyor, üniversitelerde önemli sayıda lisansüstü öğrenci var. Bu genç nüfus gelecekte Finlandiya’nın yönetiminde ve toplum yapısında daha büyük roller üstlenecek. Bu durum da demografik ve siyasi dönüşüm tartışmalarını derinleştiriyor.
Bir diğer mesele ise Hristiyanlığın kan kaybetmesi. Hristiyanlığa destek zayıflarken deizm, ateizm ve farklı inanç biçimlerine yönelim artıyor. Hristiyanlar kiliseden uzaklaşıyor; buna karşılık göçmenler kendi inançlarını koruyor.
Batı kültürünün İslam kültürünü kendi bünyesinde eritemediği açıkça görülüyor. Artık Avrupa’da güçlü bir İslam kültürünün varlığından söz etmek mümkün. İslam, -radikal hareketleri ayrı tutulmak kaydıyla- dünya genelinde olduğu gibi Avrupa’da da temel ilkeleri çerçevesinde sıkı bir şekilde yaşanıyor. Müslümanlar farklı ülkelerden ve coğrafyalardan gelseler bile aralarındaki fark oldukça az. Müslümanlar bir bütünlük gösteriyor. Bu da Avrupa’yı endişelendiren unsurlardan biri.
Avrupalı popülistler Batı medeniyetini Hristiyanlık üzerinden yeniden ayağa kaldırabileceklerini düşünüyorlar. Bunun önündeki en büyük engelin ise göçmen Müslümanlar olduğunu savunuyor ve politikalarını İslam karşıtlığı üzerine kuruyorlar. Ancak Batı’da Hristiyanlığı yeniden canlandırmak isteyenlerin kendileri de güçlü dindar değiller. Kiliseler büyük ölçüde boş. Dolu olan bazı kiliselerde ise seküler milliyetçi kesimler bulunuyor. Avrupa’da kilise ve cemaat sayısı azalırken buna karşılık mescid sayısı artıyor. Mecut mescidler büyütülüyor.
Batı medeniyeti çöküşün eşinde. Bu çöküşün nedeni İslam değil, bilim. Bilim yeni bir “din” haline getiriliyor ve Tanrısız bir evren tasavvuru oluşturulmaya çalışılıyor. “Din gider, bilim gelir; hayat daha anlamlı olur” anlayışı savunuluyor. Ancak atomun yapısını ya da hücreyi bilmek, fabrikalar kurmak, bilişimde çağ atlamak hayatı tek başına daha anlamlı hale getirmiyor. Tanrı’nın yerine konmak istenen bilim, manevi ihtiyaçları karşılayamıyor. Dini terk eden insan rehberini kaybediyor.
Orta Çağ’dan itibaren süregelen savaşlar, özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Batı’nın kendi kendine büyük zarar vermesine neden oldu. Batı hep kendi arasında savaşlar yaparak kendisini bitirdi ve bitirmeye de devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı da Avrupa coğrafyasında yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Cephede ve cephe gerisinde savaşanların büyük bölümü yine Avrupalılar.
Osmanlı İmparatorluğu dahi Batı’ya bu ölçüde zarar veremedi.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17528 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10004 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9018 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5156 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4739 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.