

Avrupa Gazeteciler Ağı EJN olarak yaptığımız ziyaretler kapsamında Kıbrıs Rum Yönetimi’nden sonra şimdi de İrlanda’nın Finlandiya Büyükelçisini dinledik.
Avrupa Birliği’nde altı ayda bir değişen dönem başkanlığı sistemi, Birliğin gelecek vizyonunu anlamak açısından önemli ipuçları veriyor. Yaklaşık iki hafta önce Helsinki’de, dönem başkanlığını tamamlayan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin önceliklerini dinleme ve HaberFin okuyucularına aktarma fırsatı bulmuştuk.
Şimdi ise bayrak İrlanda’ya geçti.
Bu kez Helsinki’de İrlanda’nın Finlandiya Büyükelçisi ile bir araya geldik. Amacımız yalnızca İrlanda’nın önümüzdeki altı ay boyunca hangi başlıklara ağırlık vereceğini öğrenmek değildi. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin geleceği, genişleme politikası ve elbette Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin yaklaşımı da doğrudan kendisine sorduk.
Toplantıdan edindiğim izlenim, İrlanda’nın son derece pragmatik, uzlaşmacı ve geleceğe odaklanan bir dönem başkanlığı yürütmeye hazırlandığı yönünde oldu.
İrlanda’nın başarı hikayesi
Konuşmanın başında İrlanda’nın kendi dönüşüm hikayesi anlatıldı. 1973 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’na katılan İrlanda’nın o dönem temel hedefi ekonomik kalkınmaydı. Özellikle tarım sektörünün güçlendirilmesi ve Avrupa pazarına erişim, üyeliğin en önemli motivasyonları arasında yer aldı. Bugün ise aynı ülke, dünyanın en rekabetçi ekonomilerinden biri olarak gösteriliyor. Uluslararası ticaret, yabancı yatırımlar ve çok uluslu şirketlerin ülkeye çekilmesi, İrlanda’nın ekonomik başarısının temel taşları olarak öne çıkarıldı.
Büyükelçinin sık sık şu mesajı vermesi dikkat çekiciydi: “AB üyeliği İrlanda’yı dönüştürdü.” Bu cümle aslında bütün konuşmanın da özeti gibiydi.
Dört temel öncelik
İrlanda’nın dönem başkanlığı dört ana sütun üzerine kuruluyor. Ekonomi, Avrupa Birliği’nin birlik ve beraberliği, İklim değişikliği, Güvenlik. Konuşmanın büyük bölümü bu dört başlık etrafında şekillendi.
Rekabet gücü ilk sırada
Bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu en büyük sorunlardan biri, küresel rekabette ABD ve Çin karşısında geride kalmaması. Bu nedenle İrlanda, Avrupa Tek Pazarı’nın güçlendirilmesini, KOBİ’lerin desteklenmesini, sınır ötesi ticaretin kolaylaştırılmasını, dijital dönüşümün hızlandırılmasını, yapay zeka yatırımlarının artırılmasını, yeşil enerjiye geçişin desteklenmesini öncelikli hedefler arasında gösteriyor. Özellikle yapay zeka ve dijitalleşmenin konuşmanın hemen her bölümünde karşımıza çıkması dikkat çekiciydi.
Sosyal Avrupa vurgusu
Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığı özellikle vurgulandı. İrlanda, ekonomik kalkınmanın vatandaşların günlük yaşamına doğrudan yansımasını istiyor. Daha güvenli şehirler… Daha güçlü sosyal haklar… Vatandaş odaklı politikalar… Hatta AB belgelerinin çocukların bile anlayabileceği kadar sade hazırlanması gerektiği bile dile getirildi. Bu ayrıntı bana oldukça ilginç geldi.
İnsan hakları ve demokratik değerler
Konuşmanın önemli bölümlerinden biri de Avrupa’nın temel değerleriydi. İnsan onuru… İnsan hakları…Demokrasi… Hukukun üstünlüğü…İrlanda dönem başkanlığının bu konularda taviz vermeyeceği açık biçimde ifade edildi.
Güvenlik artık ekonomi kadar önemli
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa’nın öncelikleri büyük ölçüde değişmiş durumda.
Bugün güvenlik artık yalnızca askeri bir konu değil. Enerji güvenliği… Ekonomik güvenlik…Siber güvenlik… Savunma sanayii… Bütün bunlar artık aynı başlık altında değerlendiriliyor. İrlanda da bu süreçte Ukrayna’ya verilen siyasi, ekonomik ve güvenlik desteğinin devam edeceğini açık şekilde ifade ediyor.
AB genişlemesi yeniden gündemde
Toplantının en dikkat çekici bölümlerinden biri genişleme politikasıydı. İrlanda, Ukrayna, Karadağ, Arnavutluk gibi aday ülkelerin üyelik süreçlerinin ilerlemesini destekliyor. Yeni dönemde genişleme dosyasının yeniden Avrupa gündeminin üst sıralarında yer alacağı anlaşılıyor.
Türkiye’yi sorduk
Toplantının benim açımdan en önemli kısmı ise Türkiye ile ilgili soruydu. Avrupa Birliği genişlemeyi konuşurken Türkiye’nin neden gündemde olmadığını ve üyelik konusunda nasıl bir yaklaşım benimsediklerini doğrudan sordum. Büyükelçinin verdiği cevap oldukça dikkatli hazırlanmış diplomatik bir cevaptı. Öncelikle Türkiye hakkında olumsuz bir dil kullanmadı. Tam tersine, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında güçlü ticari ilişkilerin bulunduğunu, Türkiye’nin Avrupa ekonomisi açısından önemli bir ortak olduğunu, Turizm alanında yakın iş birliğinin sürdüğünü ve en önemlisi Türkiye’nin NATO içerisinde güvenlik bakımından son derece önemli bir ülke olduğunu özellikle vurguladı.
Kapı tamamen kapanmış değil
Peki Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olabilir mi? Büyükelçinin cevabı özetle şöyleydi: Her aday ülke üyelik kriterlerini yerine getirmek zorundadır. Mevzuatını Avrupa Birliği ile uyumlu hale getirmelidir. Dış politika ve güvenlik politikalarında ortak çizgiye yaklaşmalıdır. Türkiye geçmiş yıllarda bu süreçte önemli ilerleme kaydetti. Ancak yaklaşık on yıldır üyelik süreci fiilen durmuş durumda. Yeni bir ilerleme için reform sürecinin yeniden başlaması gerekiyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de yeni üyeleri kabul etmeye siyasi olarak hazır olması gerekiyor. Yani üyelik yalnızca aday ülkenin değil, Avrupa Birliği’nin de vereceği ortak bir karar.
Diplomatik ama açık bir mesaj
Konuşmada dikkatimi çeken nokta şuydu: Türkiye hakkında “kapı kapandı” şeklinde hiçbir ifade kullanılmadı. Ancak “kapı açık” denilirken de bunun otomatik gerçekleşmeyeceği açık biçimde anlatıldı.
Verilen mesaj oldukça netti: Türkiye reform sürecini yeniden hızlandırmalı. Avrupa Birliği de genişleme konusunda ortak siyasi irade oluşturmalı. Bu iki şart gerçekleştiği takdirde üyelik sürecinin yeniden canlanmasının mümkün olduğu ifade edildi.
İrlanda’nın dönem başkanlığı önceliklerine bakıldığında Avrupa Birliği’nin önümüzdeki altı ay boyunca güvenlik, rekabet gücü, dijital dönüşüm, yeşil enerji ve genişleme başlıklarına yoğunlaşacağı anlaşılıyor.
Türkiye ise bu tabloda tamamen dışlanmış bir ülke olarak değil; reform sürecini yeniden canlandırması halinde Avrupa’nın geleceğinde yeniden yer alabilecek önemli bir ortak olarak görülüyor. Diplomaside bazen söylenmeyen cümleler, söylenenlerden daha fazla anlam taşır. Helsinki’deki bu toplantıda da verilen en önemli mesajlardan biri tam olarak buydu.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü
Avrupa Gazeteciler Ağı (EJN) Finlandiya Başkan Yardımcısı
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
18420 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10105 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9100 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5235 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4788 kez okundu