DOLAR 47,1901 0.13%
EURO 54,0262 -0.07%
ALTIN 6.093,031,19
BITCOIN 30519741,34%
İstanbul
29°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Finlandiya, Türkiye’nin en büyük destekçilerinden biri oldu
  • HaberFin
  • Yorum
  • Finlandiya, Türkiye’nin en büyük destekçilerinden biri oldu
799 okunma

Finlandiya, Türkiye’nin en büyük destekçilerinden biri oldu

ABONE OL
9 Haziran 2026 09:22
Finlandiya, Türkiye’nin en büyük destekçilerinden biri oldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak kabul edildiği tarihi zirve Finlandiya’nın AB Dönem Başkanlığı sırasında Helsinki’de gerçekleştirildi. Dönemin Türkiye Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit’ti. O günlerde Avrupa Birliği’nin genişleme politikası hız kazanmış, Türkiye’nin üyelik süreci ilk kez somut bir zemine oturmuştu.

Aradan geçen 27 yıl sonra yine Finlandiya’dan dikkat çekici bir mesaj geliyor.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Aleksandır Stubb, Avrupa Birliği’nin büyümesi gerektiğini, Türkiye’nin de yeniden ciddi şekilde konuşulması gerektiğini söyledi. Stubb’un bu açıklaması sıradan bir diplomatik nezaket cümlesi olarak görülmemeli. Çünkü Finlandiya, Türkiye’nin Avrupa Birliği serüveninde tarih boyunca özel bir rol oynadı.

O dönem Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu komiserlerinden biri Finlandiyalı Olli Rehn olmuştu. Rehn, Türkiye’nin üyelik sürecini sık sık bir trene benzetiyor, “Türkiye trene bindi, yoluna devam ediyor, önemli olan bu trenin raydan çıkmamasıdır” diyordu.

Kıbrıs meselesinde de arabulucu olmaya çalıştı

Finlandiya sadece üyelik sürecini desteklemekle kalmadı. Kıbrıs meselesinde de taraflar arasında köprü kurmaya çalıştı. Türkiye’nin önüne konulan Kopenhag kriterlerinin uygulanmasında daha yapıcı ve teşvik edici bir yaklaşım sergiledi.

2000’li yılların başında Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkiler belki de tarihinin en olumlu dönemlerinden birini yaşıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan henüz siyasi yasağı nedeniyle başbakan olamıyordu. Avrupa başkentlerini dolaşıyor, Türkiye’nin Avrupa standartlarında demokrasi, hukuk ve ekonomi reformları gerçekleştireceğini anlatıyordu.

Finlandiya ziyaretlerinden birinde kendisine Avrupa’nın Türkiye’ye gerçekten destek verip vermediğini sormuştum.

Verdiği cevap bugün bile aklımdadır:

“Almanya Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakmıyor.”

Sebebini sorduğumda ise Avrupa Parlamentosu’ndaki temsil meselesine dikkat çekmişti. Türkiye’nin nüfusu nedeniyle Avrupa Parlamentosu’nun en büyük temsil güçlerinden biri haline geleceğini, bunun da bazı çevrelerde siyasi çekince yarattığını ifade etmişti.

O yıllarda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen müzakerelerde onlarca başlık açılmıştı. Uyum yasaları hızla çıkarılıyor, üyelik hedefi gerçekçi görünüyordu. Ancak zaman ilerledikçe süreç yavaşladı.

Kıbrıs meselesi çözülemedi. Terör tanımı ve bazı temel özgürlükler konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar Avrupa’nın önceliklerini değiştirdi. Ve sonunda Türkiye’nin yönü giderek Avrupa’dan uzaklaşıp Ortadoğu’ya çevrildi.

AB treni durmadı belki ama Türkiye o trenden inmeyi tercih etti ya da Avrupa’nın bir bölümü Türkiye’nin vagonunu geride bırakmayı uygun gördü. Bugün ise dünya yeniden değişiyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Avrupa’nın güvenlik mimarisini tamamen değiştirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’dan asker çekme yönündeki açıklamaları, Avrupalı liderleri kendi savunma kapasitelerini yeniden düşünmeye zorluyor.

İşte tam bu noktada Türkiye yeniden gündeme geliyor.

NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, genç nüfusu, savunma sanayii kapasitesi ve stratejik konumu nedeniyle Avrupa güvenliğinin dışında tutulabilecek bir ülke değil.

Cumhurbaşkanı Aleksandır Stubb’un “Türkiye’yi yeniden konuşmalıyız” sözlerinin arkasında da büyük ölçüde bu gerçek yatıyor.

Stubb bugün Avrupa’da en aktif liderlerden biri olarak görülüyor. Neredeyse bütün Avrupa liderleriyle sürekli temas halinde. Dolayısıyla onun bu açıklamalarını sadece kişisel bir görüş olarak değerlendirmek eksik olur. Büyük ihtimalle Avrupa başkentlerinde yürütülen yeni güvenlik tartışmalarının da bir yansımasını görüyoruz.

Ancak burada sorulması gereken başka bir soru var: Avrupa Birliği Türkiye’yi yeniden konuşmaya hazır olabilir. Peki Türkiye Avrupa Birliği’ne yeniden girmek istiyor mu? Bu soruyu Avrupa’da pek kimse sormuyor.

Çünkü hala Türkiye’nin davet edildiği anda büyük bir heyecanla koşarak geleceğini düşünüyorlar. Oysa Türkiye’de toplumun önemli bir bölümü Avrupa Birliği üyeliğini desteklese de, aynı zamanda Avrupa’nın Türkiye’yi hiçbir zaman tam anlamıyla kabul etmeye niyetli olmadığına da inanıyor.

Belki de bugün gelinen noktada hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin önce birbirine karşı dürüst olması gerekiyor. Çünkü tarih bize şunu gösterdi:

Avrupa Birliği, Türkiye’ye ihtiyaç duymadığı dönemlerde Ankara’yı kapının dışında bekletebiliyor. İhtiyaç duyduğu dönemlerde ise yeniden masaya davet ediyor.

Bu kez Türkiye’nin vereceği cevap, geçmişte olduğundan çok daha önemli olabilir.

Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin Editörü

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.