
Berlin’de düzenlenen bir Pride etkinliğine yönelik araçlı saldırının ardından Avrupa’da radikal İslamcıların gerçekleştirdiği terör saldırıları yeniden tartışılmaya başlandı.
Saldırıda bir kişi hayatını kaybederken onlarca kişi yaralandı. Alman makamları olayın radikal İslamcı ideolojiden etkilenen bir saldırgan tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Fransa’da da benzer şekilde bıçaklı saldırılar yaşanırken güvenlik birimleri Avrupa’da radikalleşmenin arttığı uyarısında bulunuyor.
Iltalehti’de Juha Ristamäki tarafından kaleme alınan köşe yazısında da Almanya ve Fransa’daki gelişmelere dikkat çekiliyor.
Yazıda Almanya’da binlerce radikalleşmiş kişinin bulunduğu, Fransa’da ise on binlerce kişinin güvenlik birimlerince takip edildiği belirtiliyor. Finlandiya’da tehdidin henüz aynı seviyede olmadığı ifade edilirken, Turku’da 2017 yılında meydana gelen terör saldırısı örnek gösteriliyor.
Yazıda ayrıca Orpo hükümetinin terörle mücadele kapsamında ceza yasasını sıkılaştırdığı, radikalleşmeyi önlemeye yönelik Ankkuri modeli gibi uygulamaları güçlendirdiği ve göç politikalarında daha sıkı düzenlemelere gittiği anlatılıyor.
Bu tedbirlerin önemli olduğu yönündeki değerlendirmeye katılmamak mümkün değil.
Ancak yazıda kullanılan “İslamcı terörist” ve “İslamcı terörizm” ifadeleri üzerinde ayrıca düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü terör ile bir dini aynı cümlede kullanmak, farkında olunmadan milyarlarca insanı zan altında bırakabilecek sonuçlar doğurabilir.
Nasıl ki bir kişinin işlediği suçtan dolayı “Hristiyan terörist”, “Yahudi terörist” ya da “Budist terörist” gibi genellemeler yapmak doğru değilse, aynı şekilde “İslamcı terörist” ifadesinin de doğru bir kavram olmadığını düşünüyorum.

Terör eylemlerini gerçekleştiren kişilerin kimliği Müslüman olabilir.
Ancak bu kişiler bunu İslam dünyasını temsil ederek değil, kendi bireysel tercihleriyle veya radikalleşmiş terör örgütlerinin üyeleri olarak gerçekleştiriyorlar.
Bu nedenle suçun faili bir din değil, suçu işleyen kişidir.
Dünyadaki milyarlarca Müslüman bu eylemleri desteklemiyor.
Aksine biz Müslümanlar bu saldırıları iki kez kınıyoruz.
İlk olarak insan kimliğimizle…
İkinci olarak ise Müslüman kimliğimizle…
Çünkü bu kişiler sadece masum insanları öldürmüyor.
Aynı zamanda İslamı da istismar ederek milyonlarca Müslümanı zan altında bırakıyor.
Eğer bu saldırılar sürekli olarak “İslami terör” veya “İslamcı terör” şeklinde tanımlanırsa, bu durum istemeden de olsa pasif ayrımcılığa yol açacaktır.
Bu yaklaşım özellikle Finlandiya gibi göçmenlerin topluma uyum sağlamasının teşvik edildiği ülkelerde entegrasyon sürecine zarar verebilir.
Bir taraftan “entegrasyon” çağrısı yapılırken diğer taraftan terör haberlerinde sürekli Müslüman kimliğinin öne çıkarılması çelişkili bir tablo oluşturabilir.
Avrupa’da yaşayan Müslüman nüfus her geçen yıl artıyor.
Bu artık sosyolojik bir gerçek.
Eğer Müslümanlar Avrupa’nın geleceğinin bir parçası olacaksa, onları sürekli ötekileştirerek daha sonra “topluma entegre olun” demek gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.
Tam tersine, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan barışçıl Müslümanlarla radikalleşmiş birkaç kişinin birbirinden net şekilde ayrılması gerekir.
Terörün dini olmaz.
Terörün milliyeti de olmaz.
Terörün yalnızca suçluları vardır.
Elbette devletler vatandaşlarını korumak için güvenlik tedbirlerini artırmalıdır.
Radikalleşmenin önlenmesi, yasa dışı örgütlerin engellenmesi ve nefret söylemlerine karşı mücadele edilmesi son derece önemlidir.
Ancak aynı zamanda kullanılan dil de en az alınan güvenlik tedbirleri kadar önem taşır.
Çünkü kelimeler toplumları bir araya da getirebilir, birbirinden uzaklaştırabilir de.
Terörle mücadelede hedef, milyonlarca masum insanı suçlamak değil; şiddeti savunan radikal yapıları etkisiz hale getirmek olmalıdır.
Teröre karşı en güçlü mücadele, toplumun tüm kesimlerinin birlikte hareket etmesiyle mümkündür.
Bu nedenle Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, ateistler ve tüm toplum kesimleri ortak bir noktada buluşmalıdır:
Terörün her türüne karşı birlikte mücadele etmek.
Tarkan Tekten HaberFin Genel Yayın Yönetmeni
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
18988 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
10157 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
9130 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
5283 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4815 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.