
Ukrayna’daki savaşın geleceği bugün Brüksel’de masaya yatırılıyor. NATO dışişleri bakanları kritik bir toplantı için bir araya gelirken, Finlandiya’yı Dışişleri Bakanı Elina Valtonen temsil ediyor. Dikkat çekici bir ayrıntı ise ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio’nun toplantıya katılmaması. NATO Genel Sekreteri Mark Ryste, Rubionun yokluğunun “abartılmaması gerektiğini” söylese de, masadaki güç dengeleri açısından bu durum göz ardı edilecek gibi değil.
İlk kez masada: Barış taslakları
Toplantının en önemli başlığı, son günlerde yoğun şekilde konuşulan barış planı taslakları. İlk kez bakanlar düzeyinde kapsamlı bir değerlendirme yapılacak. Şunu açıkça söylemek mümkün: Bu toplantının yegâne odak noktası barış arayışlarının nereye evrileceği.
Avrupa ülkelerinde ise belirgin bir huzursuzluk var. Çünkü bariz biçimde görülüyor ki, barış görüşmelerini esas şekillendiren taraf Amerika. ABD hem Ukrayna hem de Rusya ile kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütürken, Avrupa Birliği çoğu zaman gelişmeleri ancak basın bildirilerinden takip eder hâle geldi.
Amerika dünyanın öbür ucundan gelip Avrupa’nın kaderini belirliyor
Bugün dünyanın somut örneklerinden biri şudur: Elinde büyük güç ve askeri kapasite olanlar, dünyanın neresinde olursa olsun, gelip başkalarının geleceğine yön verebiliyor.
ABD Başkanı, kendi stratejik çıkarları doğrultusunda özel temsilcisini —ve hatta damadını— gönderiyor; saatler süren toplantılarda bizim geleceğimiz hakkında pazarlık yapılıyor.
Bu durum özellikle Finlandiya için hafife alınacak bir gerçek değil. Çünkü biz, Avrupa’da Rusya ile 1340 kilometrelik sınırı olan tek ülkeyiz. Yani masada konuşulan her ayrıntı, yarın sabah uyandığımız güvenlik ortamını doğrudan etkiliyor.
Avrupa’nın düştüğü trajikomik hâl
Avrupa Birliği’nin bugünkü manzarası ise trajikomik olmaya başladı.
Bir yanda Amerika ve Rusya arasında kapı arkasında yapılan görüşmeler,
öbür yanda Avrupa’nın, “Acaba istihbarat üzerinden neler konuşuluyor?” diye kendini parçalar hâli.
Bu tabloyu şöyle özetlemek mümkün:
Avrupa, kendi geleceğini etkileyen müzakerelerde figüran konumuna düşmüş durumda.
Neredeyse “Yuh olsun Avrupa Birliği’ne!” dedirtecek bir çaresizlik…
Kendi güvenliğiyle ilgili masada oturmak yerine, dışarıdan camdan içeri bakan bir kıta hâline gelmek… Bu, Avrupa siyasi tarihinin en zayıf anlarından biri olarak kayda geçecektir.
Moskova görüşmelerinden sonuç çıkmadı
Bu sırada dün Moskova’da yapılan ABD–Rusya temasları, Ukrayna’nın toprak düzenlemeleri konusunda yine sonuç vermedi. Rusya Devlet Başkanı Putin’in dış politika danışmanı Yuri Uşakov, “Uzlaşmaya çok uzağız, daha çok çalışma gerek” açıklamasında bulundu.
Yani kartlar yeniden karılıyor, ama masayı kim kuruyor?
ABD ve Rusya.
Peki Avrupa nerede?
Kendi kıtasındaki savaşta, kendi geleceği konuşulurken, salonun kenarında sessiz bir izleyici.
Bu masada olmamak lüks değil, tehdit
Bugün Brüksel’de yapılan toplantı sadece diplomatik bir buluşma değil; Avrupa’nın kendi kaderine sahip çıkıp çıkamayacağının testidir. Finlandiya gibi kritik jeopolitik konumda olan ülkeler için ise mesele bambaşka bir boyutta:
1340 kilometrelik sınırımızın güvenliği, kapalı kapılar ardında konuşulan cümlelere bağlı.
Eğer Avrupa kendi sözünü güçlü şekilde söylemezse, başkalarının kurduğu masadan çıkan kararlarla yaşamak zorunda kalacak.
Abdullah Bilal Dalkılıç HaberFin
Fotoğraf: NATO web sayfası
1
Putin, Finlandiya’yı yumuşak karnından vurmak istiyor
17109 kez okundu
2
Finlandiya’da hangi meslek ne kadar maaş alıyor?
9843 kez okundu
3
Dünyanın En İyi Öğretmenleri Neden Finlandiya’da? İşte Yanıtı
8839 kez okundu
4
İntihar oranları artıyor, altı kişiden biri intiharı düşünüyor
4989 kez okundu
5
Finler cinsel tercihlere saygılı ancak eşcinsel bir First Lady istemezler
4626 kez okundu
Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.